İçimdeki “çakma iPhone” sevdası

Gittigidiyor piyasasını sallayan bir telefon var ortada. Özellikleri de saymakla bitmiyor. Dokunmatik ekran, çift sim kart, radyo, kamera, televizyon bilmem ne bilmem ne hepsini süper kaliteli şekilde içinde barındırdığını ortaya atıyor bu makine. Benzer özelliklede bir sürü telefon bulmak mümkün ancak hiç biriniğn orjanal tasarımı yok. Birisi n97 çakması diğeri iphone çakması diğeri başka bişeyin çakması. Fiyatlarda çok pahalı değil ucuzda değil.

Diyordum ki ulen düzgünce bi tasarım yapın dandik olsun özgün olsun. O zaman satılır. Masaya götünden anten çıkmış iphone koymayı kim ister. Takılan menusuyle, dokunmayı algılamayan dokunmatikliği ile boktan bir ürün sonuçta. Kimsenin almayacağını düşündüğüm bu telefonla geçen günlerde Antalya Kaleiçinde karşılaştım. Adam yandaki bankta cebinden gururla çıkartıp antenini açtı sonrada ailesine Oooo burdan burdur fm bile çekiyor gibisinden mutluluğunu paylaştı. Burdur FM ha ? Bunu duyduğum zaman o telefon hakkında ne kadar yanıldığımı anladım… Yaşasın multifunction yaşasın çakma iPhone

Nazilli hakkında spoiler # 2

Akşam postasında artık hava sıcak değildi. Güzel bir esinti eşliğinde kültür merkezinin olduğu tarafa doğru gittik. Ev arkadaşım bana nazilli’nin meşhur kar helvasından yedireceğini söyledi ve kar helvası yemek için bir parka gittik. Kar helvasını, sahillerde satılan karlama, buzlaş gibi şeylerin  orjinali olarak tanımlayabilirim. Yerken yapan kişiden nasıl yapıldığı konusunda bilgi aldım. Bozdoğandaki Madran dağındaki karlar kışın köylüler tarafından toplanım 50 – 60 kiloluk çuvallara doldurulor ve yazın erimemesi için 20 – 30 metre derinliğindeki kuyulara konuyor. Kuyunun ağzı bir bitki ile kapatıldıktan sonra keçe ile kaplanıyor böylelikle toprağın altında kalan çuvallar tüm yaz boyunca kar olarak kalabiliyor. Hergün sabah kar helvası yapan kişiler için bir kişi birer çuval kar getiriyor. Vişne şurubu ile karıştıran kar müşteriye su bardağı, çay tabağı ve kaşık ile servis ediliyor. Bittikten sonra ise bir bardak soğuk su içip rahatlıyorsunuz. Eskiden pekmez ile yapılan kar helvası yazın pekmez ağır geleceği için bu şekilde yapılıyormuş. Ne zamandan beri yapıldığını sorduğumda tam bir tarih öğrenemedim. İlk olarak Bizans dönemine dayandığı söyleniyor, net olarakta 50 yıldır Nazillide yapılıyormuş. Güzel bir akşam serinliğinin bedeli ise sadece 1 lira.

Kar helvalarımızı yedikten sonra bir çaybahçesine oturduk. İlk defa internete orada erişebildim ve asilblog’a saldırı yapıldığını fark ettim. Normalde yazılarımı orada yayınlayacaktım ancak siteyi kurtarmakla uğraştığım için yazılarımı biraz ertelemek zorunda kaldım. Siteyi kurtardıktan sonra kalkıp eve döndük. Güzel bir gündü yarın nazilli gezime devam edeceğim. Yarın akşamda pazartesi günü keloğlan sezon 2 bölüm 18′i bitirmek için ankaraya dönüyorum.

Resimleri görmek için buradan

1 Kişi bu yazıyı beğendi.

Nazilli hakkında spoiler

Nazilli’nin Antalyayı aratmayan bir sıcağı var, Nem çok olmadığından kan ter içinde kalmıyorsunuz ancak sıcak sizi kavuruyor. Nazillideki ilk günümde sıcakla birlikte gezerken ilk gördüklerimden biri tren garı oldu. Şansıma bugün ulaştırma bakanı Nazilliye geliyormuş. Büyük bir hengame kırmızı halilar, ses sistemleri, protokol koltukları ile uğraşan bir ton insan. Aradan sıvışıp birkaç fotoğraf çekelim dedik. İlk olarak tren önünde fotoğraf çektik arkasından tahtadan yapılmış bir çatısı olan yükleme hangarına girdik. Görevli hoşgörüyle fotoğraf çekmemize izin verdi. İçerde fotoğraf çektikten sonra gezmeye ve fotoğraf çekmeye devam ettik. Çarşı pazar, eifel kulesi derken yorulmaya başladık, uğur mumcu parkına oturup nazilli’ini meşhur madran gazozundan içtik, tost yedik. Kalkıp yürürken yanımda kıyafet getirmediğimden iki tane tshirt aldım, fiyatlar İstanbula göre pahalı Ankara ve Antalyaya göre normaldi. Nazillide sabah postası bu şekildeydi. Akşam tekrar dışarı çıkacağız. Fotoğrafları yakında yayınlayacağım.

Asilblog’a saldırı.

Ben blog kardeşliği, blog sevgisi gibi konularla ilgili blog yazıyorum. Arkasından şehirdışına gidiyorum. İlk wireless bulduğum noktadan internete girdiğimde bakıyorum birisi benim bloga yönlendirme kodu eklemiş. Hadi çapsız bir gerizekalı olsa anlayacağım ama herif blog yazarı güzel bir blog yapmış, ne güzel kodlarla ilgili falan yazılar yazmış. Bunun üzerine ne diye oturup benim blog üzerinden ziyaretçi kazanmaya çalışıyor anlamadım. Benim için güzel bir deneyim oldu daha önce kimsenin benimle işi olmaz deyip çok fazla ilglinemiyordum güvenlik işiyle ama ankaraya döndüğüm zaman tüm bloglarıma ve bilgisayarlarıma el atacağım.

Metrodan bilet almayın 2

Daha önceki yazımda metrodan ne kadar kötü muamele gördüğümü ve bir daha bilet almayacağımı yazmıştım. Şu yazıda yazdığım sebeplerden ötürü de bilet almak zorunda kaldım. Keşke bu yazım metro bu sefer eskisi gibi kötü değildi artık ara sıra metro kullanacağım içerikli bir yazı olsaydı ancak, Metrodan yine kazık yedim. Araçta TV, internet, dvd, usb gibi şeyler sıralayan firmanın arabasında sadece koltuk ve ağlayan bebekler vardı. Bilet metrodan olduğu için tedbirimi alıp how i met your mother sezon 5′i netbook’uma aldım. Etraftaki insanların netbooka bir şeytan icadıymışcasına bakması ev arkadaşımı rahatsız etti. Birkaç bölüm izledikten sonra kapatıp uyudum. Araçta internet olması benim için bir hayati önem taşımasa da yoksa yok deyin arkadaş…

2 Kişi bu yazıyı beğendi.

Nazillide ilk hissettiklerim.

Derin ve rahat olmayan bir uykudan geldik nidaları ile uyandırıldıktan sonra, çevreme baktım şirin bir şehirdeyiz. Hemen otobüsteki yaşam üçgenimize yaydığımız eşyaları toplamaya başladık ve indik. Çevremize biraz bakındıktan sonra ev arkadaşımın babası bizi buldu. Arabaya bindik ve eve doğru yol alırken çevremi inceliyordum. Farklı bir şehirde olduğunuzda çevrede hiçbir şey tanıdık gelmediğinden hemen başka bir yerde olduğunuzu anlarsınız. Bu ilk günlerde ilginç ve güzel bir duygudur..

Ben Ankaraya yeni taşındığım için ve Ankara’da çok küçük bir şehir olmadığı için ne zaman iş dışında bir yere gitsem çevrem yabancı geldiği için kendimi hala Ankaradaymış gibi hissettim derken eve geldik güzel bir kahvaltı duş beni kendime getirdi. Şimdi biraz gezip, terleyip, yeni şeyler görmeye gidiyorum….

 
image
image
 

Twitter

Follow @asilbalaban (47 followers)
 
 

Flickr’den Son Resimler

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
 
 

Alexa’da Asilblog

27.8.09 - 12,314,767
27.8.09 - 10,361,640
30.8.09 - 7,966,344
01.9.09 - 8,935,067
05.9.09 - 7,438,133
12.9.09 - 5,484,499
19.9.09 - 5,157,079
25.9.09 - 4,395,617
6.10.09 - 4,025,378
11.10.09 - 3,734,125
13.10.09 - 3,572,392
03.11.09 - 3,301,227
15.10.09 - 3,580,429
18.10.09 - 3,585,024
23.10.09 - 3,618,303
25.10.09 - 3,624,801
17.11.09 - 2,997,438
03.01.10 - 2,981,682
10.01.10 - 3,294,238
03.06.10 - 2,836,483
18.06.10 - 1,983,468
23.06.10 - 1,819,356
01.07.10 - 1,596,673
Alexa'da Asilblog