Ortaya Karışık
- Tarih: 22-06-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Yapmak istediklerimizi, neden başkalarının ne düşünceği kısıtlar anlamak güç geliyor.
Uzun süredir yapmakta engellendiğiniz bazı şeyleri yaparken, gayet doğal bir şey bile olsa neden suçluluk duygusu hissederiz ?
Bir şeyi gerçekleştirmek için, gerekli olan herşeyi bildiğimiz halde, neden tembelleşir ve yapmayız.
Sabah uyandığımız zaman neden yatak bize rahat gelir ? Kalkmak istememize rağmen kalkamayız ?
Topraktan çıkan şeyleri afiyetle yerken, neden yere düşen yiyecekleri yemek garip gelir çevredekilere
Karşıdan karşıaya geçmek için 99 saniye beklerken, süre bitiminde neden sadece 17 saniyemiz olu ?
Söylemek istediklerimizi ağzımızın ucundan geri çevirip, saklamanın amacı nedir ?
Her hafta sonu birine loto çıkıyor. Tanıdığım çok kişi oynuyor, neden benim çevremden birisine denk gelmedi ?
Uzaylılar sürekli birilerini kaçırıyor. Bende sıradan birisiyim, neden benim de garip bir kaçırılma öyküm yok.
İnsanlar soru sorarlar kendilerine göre kısa cevapları vardır ancak cevapsız kalması neden daha çok hoşumuza gider ?
Tam olarak nasıl oluştuğumuz ve tam olarak nereye gideceğimizi bilmememize rağmen, bu durumdayız. Bunlara saçma cevaplar veriyor ve kendimizi tatmin ettiğimizi zannediyoruz. Ancak gerçek bir cevap yok.
Küçükken basit işleri yapmayı severken büyüdüğümüzde bu işleri yapmak neden bizim için sıradanlaşır ve kaçmak isteriz.
İnsanlar toplumdan uzaklaştığı zaman ya mutlu olur. Yada çok mutsuz olur. Mutlu olanlar kendiyle kaldıkları için mi yoksa, hergününü aslında toplumu düşündüğü için mi mutlu geçirir. Eğer öyleyse burdayken kimsenin düşünmeye vakti yokmu ?
Biz düşünmeyelim çünkü bizim yerimize düşünenler var nede olsa.
İçimizden geleni yapmak neden bu kadar zor oldu. Her zaman kendimiz gibi davranmaktan neden kaçınmak zorundayız.
Neden deliler normal insanlardan daha çok düşünürler.
Belediyelerin tartıcı çocuk politikası
- Tarih: 17-06-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Eskiden filmlerde görürdük insanlar işlerden çıkartılır onların yerlerine son model robotlar konurdu. Film izlenirken anane ve dedeler üzülür ve bunları gerçek zannederlerdi. O zamanlar üzülmelerine pek gerek yoktu ama artık var! Artık insanlar yerine robotlar kullanılabiliyor, bu yazımda bu konuyla ilgili bir örnek vereceğim.
Bir zamanlar şehir içinde çarşıda yürürken tartıcı çocuklar gelip, “abi! tartayım okul harçlığı, yemek parası” gibi sözlerle bizleri tartmak isterlerdi. Ara sıra bu çocukların zabıta görevlileri tarafından kovalandığını görürdük. Herhalde küçük çocukların fiş, fatura kesmelerini istiyorlardı. Ama artık bu çocuklara rastlamak pek mümkün değil. Çünkü onların fiş kesmesini sağlayamayınca , onların yerine son model elektronik tartılar koydular. Bazıları sadece kilo değil boy ve burç da ölçüyor. Görünüş olarak ışınlanma makinesine benziyorlar, üzerinde de çocuk esirgeme veya engelliler için yapıldığı yazıyor. Galiba belediyedeki görevliler bir çocuğun tartıcılıktan ne kadar para kazandığını hesaplayıp fena para olmadığına karar verip sonra da tartıcı çocukları işlerinden ettiler. Şimdi o çocuklar da peçete ve gül satmaya başladılar. Seneye çarşıda peçete, gül veren ve bozuk parayla çalışan makineler görürseniz şaşırmayın belediye çalışmak isteyen çocukların fikirlerini çalıyor.
ÖSS Deneyimi
- Tarih: 15-06-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Masaüstümde iki tane yarım yazım varken tutup da yeni yazıya başlamak istemiyordum. Ama artık “zorundayım”. kafamda bir milyon tane şey var yarım yazılarım olduğundan, oturup yeni yazıya başlamak istemiyorum. Yazmayınca birikiyor, birikiyor, birikiyor. Kafamda düşünceler birikince ve ben onları yazarak atmayınca, her zamankinden daha sinirli, boşlukta ve dengesiz bir hal alıyorum. Psikolojim öldü. Sonunda oturup yazmanın keyfine varıyorum ve bu yazımda öğrenci seçme sınavından (ÖSS) bahsetmek istiyorum.
Evet, 2009 ÖSS sınavına bende katıldım. Bu benim ilk katılışımdı, umarım aynı zamanda son katılışım da olur. Önce biraz geriden bahsetmek istiyorum…
Bu yıl hiç sınava çalıştım mı ?
Hiç çalışmadım demek hiç doğru olmayacağından direk anlatayım, siz karar verin çalışıp çalışmadığıma. Her son sınıf öğrencisi gibi bende sene başında sınav bilincinde, kırtasiyeye gidip 1 ton yaprak test, 350 kilo kadar da, gerek konu anlatımlı gerek de konu anlatımsız test kitabı aldım. Amacımda bunları çözmek vardı. İlk 1-2 ay da öyle oldu zaten. Ama sonra küçüklüğümden beri hiç yenemediğim “boşvermişlik” huyum geldi beni yakaladı. “Amaaan, benim amacım baraj zaten” diyip bıraktım çalışmayı. Sadece deneme sınavlarına giriyordum. Bazen de derslerde test çözüyordum o kadar. Yani hiç çalışmadım denilemez, çalıştım hiç denilemez. Orta halli çalıştım karşılığında da hak ettiğim puanı alacağımdan hiç şüphem yok.
Sınava son bir hafta kala, sınav heyecanı beni de sardı. Birşeylere sarmak durumundaydım. Sonra bir gün eve geldim, gördüm ki abim kendi pc’sinde arkadaşı benim pc’mde hife-life oynuyorlar, heves ettim bende kardeşimin pc’sine geçtim hife-life kurdum ve girdim oyuna. Zaten bişeylere sarmayı amaçlayan ben, oyuna sardım ve son hafta her günümü hife-life oynayarak geçirdim. Ara sıra abim odama gelip “hiç ders çalışmıyorsun” diyip duruyordu. Bende “son hafta çalışsam ne olur ?” diye düşünüyordum tabii. Son 2 gün kalınca durup düşünme fırsatım oldu. Bir süredir kafam çok doluydu. O kadar doluydu ki kime ne zaman söz verdiğimi veya ne yapmam gerektiğini bile hatırlayamıyordum. Bu konuda büyük endişe duyuyordum ama artık endişeden eser yok. Çünkü hife-life beni tedavi etmiş. Kafam bomboştu ve ben bir hafiflik duyuyordum. Çok iyiydim. Artık kafam rahatladı.
Ertesi sabah 6 da burnum kanayarak uyandım. Hemen gidip temizleyip, tampon tedavisi uygulayıp, yatağıma geri döndüm. Tekrar uyandığımda kanın yatağıma bulaşmamış olmasının verdiği gururu, çok şiddetli bir şekilde yaşadım. O gün neler yaptığımı çok iyi hatırlamıyorum. Yine hife-life oynadım sanırım.
Akşamında eniştemlerde mangal partisi yaptık ve eve erken gelip yattım. Yatağımda bir saat kadar uykusuzluk çektim. Düşünüyordum sürekli. Sabah kalkacaktım ve ÖSS sınavına girecektim.
Okulda ÖSS demekten bir hal olmuştuk. Bir sürü deneme sınavı falan ohhooo…. Hepimizin ağzında bir ÖSS vardı. Birde benim yaptığım bir ÖSS takvimi vardı, her gün bir sayfasını koparıyorduk. Bu süreç öyle bir süreçti ki sanki ÖSS hiç gelmeyecek gibi geliyordu. ÖSS ye geri saymanın verdiği psikoloji bende ÖSS gelmeyecek yargısını yaratmıştı. Ama bugün sabah ÖSS ye girecektim. Sonra yetenek sınavlarına 60 gün kaldığını hatırlayınca anladım ki; onlar da bir gün gelecek ve bu çok hızlı olacak. Yani 2 gün sonra “ulan yarın yetenek sınavı var” diye yatacağım yatağımda. Demek ki hızlı çalışmam gerek diye düşündüm ve bu düşünce sonrasında kararımı verdim çalışma yönünde.
Uyuduğumu hatırlamıyorum. Ama saat 4 de uyandım. “Lan! Daha çok erken” dedim ve döndüm yattım. 4:30 da uyandım “Hayyııırr” dedim ve uyudum 5:30 da uyandım “öff uyku, uyku dedim” 5:50 kadar dönüp durdum, sonra olmayacak dedim açtım pc’mi MSN e girdim. ÖSS ye girecek herkes msndeydi
Kimse uyuyamamış. “Ohh bE! sandığım kadar sorunlu değilim” dedim. Duş aldım hazırlandım ve dolmuşa binip okula gidiyorduk, annem songul ablam ve ben. Dolmuşta herkes öğrenci ailesi olduğu için genel muhabbet ÖSS sınavıydı. Kızın birisi giriş belgesi unutmuş, annesi de zorla “geri dönmeyelim alırlar seni” diye diretiyordu. Songul ablam fark etti bu konuşmayı “nah alırlar” edasıyla “sen kimseyi dinleme almazlar seni şimdi” diyerek kıza güç verdi. Sonra kız ve annesi indi. Songul ablamlar da onların yerine oturdu. Yaptığı iyiliğin karşılığını bu kadar çabuk alan başka birisini görmemiştim.
![]()
ÖSS kapılarında bekledik sınava girdim. Optikleri kodladık, sayfaları saydık, herşeyi yaptık. Sonra kitapçıkları açma saati geldi. Açtım ve baktım. Sorular… Sorular bizim deneme sınavlarında çözdüklerimden farklı şeyler değillerdi. ![]()
İnsan gözünde öyle büyütüyor ki, sanki hiç bilinmeyen şeyler arasında tahminlerle ve risklerle çözeceğiz o sınavı. Ama aslında öyle bir şey yok hepsi bildiğimiz şeyler ve bize öğretilip tekrar tekrar baktığımız şeyler. Her sorudan sonra daha çok tebessüm oldu yüzümde gerçekten çok eğlendim sınavda, ara sıra sonucunda üniversite olduğunu düşünüp güldüm bile… Yarım saat kala her şeyi iki kez tekrar ederek bitirmiştim. Songül ablamın haklı olduğunu anladım. Çünkü giriş belgelerini topladılar. Sonrada güle oynaya eve döndüm. Tv den ve internetten cevapları kontrol ettim. 195 puan civarı bir puan bekliyorum. Geçmem gereken barajdı. Amacımda 230 civarıydı, Ama olsun ben mutluyum…
ÖSS SİZİ KORKUTMASIN
Yukarıdaki metne göre, yazar için aşağıdakilerin hangisi söylenemez ?
a) Yaşadıkları, gelecek için olumlu kararlar vermesine neden olmuştur.
b) Sınav kaygısını, sınav esnasında yenmiştir.
c) Yazar, yazamayınca kendisini kötü hissetmektedir.
d) Sınavı çok umursadığı için, son yılından tat alamamıştır.
e) Yazar, ÖSS sınavını gözünde çok büyütmüştür.
ÖSS geldi artık.
- Tarih: 03-06-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Bu sene öss ye girecek olan birçok kişi gibi bizde geriye sayıyorduk. Artık saymaya gerek kalmadı. Çünkü haftaya hafta sonu sınav var. Sınavın gelmesini beklerken günler monoton ve sıkıcı geçiyordu, hatta geçmek bilmiyordu. Ancak şimdi geriye dönüp baktığım zaman ne çabuk geçmiş bu eğitim öğretim yılı diyorum. Zaten hep öyledir, sıkıntılar çekilip bittikten sonra pek önemsenmez, hatırlanmaz o günler. Dün kep atma törenim vardı ve liseden mezun oldum. Aynı gün öss giriş belgemde elime ulaşdı. Daha önce nerede gireceğim hakkında yürüttüğüm tahminler doğru çıktı. Öss ye kendi okulumda giriyorum.
Bazı kişilerin öss giriş belgeleri gelmemişti. Eğer sizinde öss giriş belgeniz gelmediyse son bir hafta kalıncaya kadar bekleyin, sonra postaneye gidin eğer adınıza bir gönderi gözükmüyorsa, en yakındaki ösym bürosuna gidip sınav giriş belgenizi çıkartın. Eğer giriş belgeniz kaybolduysa; yine bürodan 5 TL karşılığında çıkartabilirsiniz. Öss ye girecek olan tüm rakiplerime şimdiden başarılar diliyorum.
DY #0000003
- Tarih: 30-05-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |

Bir kişi uzaya: Dolmuşlara binen bazı insanlar, başka şehirlerden kazandıkları alışkanlıklarını Antalya da devam ettirmeye çok meraklılar. Dolmuşlarda son zamanlarda sıkça duyduğum bir cümle “bir kişi x mahallesine”, yere göre para ödemeye çalışan kişiler kuruyor bu cümleyi. Bu uygulama bazı şehirlerde var, şudur: yakın mesafe gideceksen az, uzak mesafe gideceksen çok para verirsin o yüzden şoföre ineceğin yeri söyler ona göre para kesmesini sağlarsın. Ancak Antalya da geçerli olan bir sistem değil bu. Bir zamanlar hacısekiler, körler ve doğacıya gitmek isteyenler 1.25 veriyordu. Şuan böyle birşey olmamasına rağmen yinede bu cümleyi kurmayı kendine görev edinenler var nereye giderse gitsin önce bunu belirtip sonra para verenler kişiler bunlar. Bunlar ki, şoför bir kişi diye düzeltse de aldırmayan insanlar. Tamam, siz yapın benim için bir sorun yok da, eminim bunu duyup yeni bir uygulama başladı falan zannedip söylemeye başlayanlar da vardır. Senin kullanımın yüzünden herkes söylemeye başlıcak yakında. Sonra neden olmasın diyip sistemi dayıyacaklar buraya da
Validator is disabled: Daha önce “DY #0000002” de bahsettiğim esrarengiz dolmuş 15 numaradaki para kullanımı yakında son bulacakmış gibi. Çünkü içine validator koydular bu dolmuşların. Yaklaşık 1.5 haftadır dolmuşların içinde validator var, ancak bir türlü çalışır hale gelmedi. Validator’ü gören bir çok kişi kart çıkartıyor ancak çalışmadığını görünce nakite yönelmek zorunda kalıyor. İnsanlar bu durum karşısında hayal kırıklığına uğruyor, çok üzülüyor, çok içerliyor…
Bende bugün merakımdan sordum. Abi bunlar ne zaman çalışır duruma gelecek dedim. Şoför “valla ne desem yalan, kısmetse bir gün çalışacak ama… daha var” dedi. Pek ümidi yokmuş gibiydi. Ve validatörünün çalışmaması onu çok etkilemiş olacak; sesi titriyordu.
Daha sonra tramvaya ilk duraktan bindiğimde gördüm ki, o validatörde de “servis dışı” yazıyordu. Ancak adam kartını koyup bişeylere basıp çalışır hale getirdi validatörü. Acaba 15 numara şöförleri bizi yiyor mu ?
Online ödeme merkezi: Ya! Anlamadım bir türlü, ya ben çok büyük bir yanlış anlama içerisindeyim yada bir şeyler ters gidiyor. Bizim mahallede iki tane var bu online ödeme merkezlerinden. Ve sayıları her gün artmaya devam ediyor. Şimdi online ödeme merkezi dediğimiz zaman. Bunun çevrimiçi, yani internet üzerinden olması gerekmiyor mu ? Ben dükkana girip para verdikten sonra bunun neresi online ödeme merkezi ? Garip geliyor insana… Bilen birisi bana açıklasın lütfen.
Ekşisözük de bilmeden konuşan topluluk: Geçen gün fark ettim bu tarz insanları. Durumun temeli şu: Bir entry de yazanları okuyup 3 – 4kişinin yazdığını toplayıp en anladığı yerleri birleştirip yazan kimseler var. Bunları tespit etmek çok eğlenceli bir durum, bazılarının pek bilgisi olmadığı belli ve kabak gibi ortaya çıkıyor. Başkalarının düşüncelerini ve bilgilerini alıp geri satmamak gerek. Yani ne gerek var onu anlamadım…
Yapmayın etmeyin, günahtııır
Kaybolan Telefonlar
- Tarih: 30-05-2009
- ( 4 ) Yorum Yazilmis
- |

Geçen günlerde başıma gelen bir olayı anlatıyorum.
Kız arkadaşımla gezdik, tozduk, eğlendik ve sonra oturduk bir banka, uzun uzun konuştuk, sonra başka bir yerde oturmak istedik ve başka bir parka gittik. Sonra orda da zaman geçirdikten sonra ayrılık vakti geldi ve parktan çıktıktan sonra telefonumun kaybolduğunu fark ettim. Evde unutmuş olmama imkan yoktu çünkü bütün gün bir ton insanla haberleştim. Hemen oturduğumuz yere geri döndüm ve telefonuma bakındım. Sonra göremeyince yandaki bankta oturan başka bir çift vardı, onların yanına gidip telefonumun kaybolduğunu ve bizden sonra gelen olup olmadığını sordum. Hayır dediler bende telefonumu aramasını rica ettim. Adam “ben çevireyim numaranı söyle” dedi bende söyledim, telefonumu çaldırdı ancak ortada bir ışık veya ses yoktu. Sonra “açan var mı” diye sordum çaldırmaya devam etti ve telefonu açan oldu. Karşıdaki kişi babam olduğunu söylüyordu, ancak ben telefonumun evde olmadığından çok emindim. Adam “tamam” dedi ve kapattı. Bende kapatınca şaşkın bir şekilde “ nasıl yani, babam olamaz! Babam değil babam olmayabilir tekrar arar mısınız “ dedim adam benim hırsız olduğumu ve onun telefonunu çalacağımı düşünmeye başlamıştı… Sonra aradı ve ismini sormasını söyledim ismini sordu ve babamın ismini doğru bir şekilde söyleyince, şok geçirdim. Olamaz dedim ve sonra “ben konuşabilir miyim” dedim adam telefonunu kulağıma tuttu ve bende konuştum, gerçekten babamdı. Sonra kapattık telefonu o an kafam inkar ediyordu 1.5 dakika içinde telefonun nasıl eve gittiğini düşünüyordum. Sonra adama çok teşekkür ettim. Kontörlerini harcadığım için para vermek istedim ama yanında kız arkadaşının olmasından kaynaklanıyor olacak. “hayır, kabul etmem bunu, lütfen” diyip işi oldubitti’ye getirdi çok teşekkür ettim ve sonra döndüm. Kız arkadaşım park girişindeydi ve bana ne oldu dedi. Bende “telefon babamdaymış” dedim. Oda şaşırdı ve bana çok mantıklı bir soru sordu. “Neden benden aramadın ?” Bunun tam bir cevabı yoktu aslında ama arama sebebim onun evinin önünde olduğunu düşünmemdi. Daha sonra eve gittim ve babamdan öğrendim ki meğerse telefonumu bir önceki gittiğimiz yerde unutmuşum güvenlik görevlisi babamı arayıp telefonu alması için gelmesini söylemiş babamda gidip telefonu almış. Tabi işin bu boyutunu öğrenince bütün mistik yanı bir anda son buldu… Bende telefonumu alınca beni arayan numaralara bakıp adamın telefonuna bir teşekkür mesajı attım.
Bu hafta Cuma günü kursa gitmek için bir dolmuşa bindim… Kartımı okuttuktan sonra oturmak için arkaya ilerledim ve koltukların bir tanesinde siyah ilginç bir cep telefonu vardı. Aldım ve şoföre verdim. Şoför alıp kenara fırlattı. Sonra bende yerime geçtim. 500 mt. kadar sonra kurstan bir arkadaş daha dolmuşa bindi. Yanıma oturdu ve gidiyorduk. Sonra telefon çalmış olacak adam “ben dolmuş şoförüyüm dolmuşta buldum. Şimdi Ermenek’e gidiyorum oradaki durağa teslim edeceğim siz oradan gidip alabilirsiniz” dedi. Bende telefonun sahibine kavuşacağını düşünüp sevindim tabi. Umarım ulaşmıştır diyelim…
Bu yazıdan çıkaracağımız sonuca gelelim. Eğer 1 milyarlık telefonunuz kaybolursa üzülebilirsiniz. Ancak ortalama 50 liralık bir telefonunuz varsa kaybolduğu zaman üzülmenize gerek yok. Çünkü size ulaşıp geri iletiyorlar hem de hiç zarara girmiyorsunuz üstelik sim kart ile uğraşmaya bile gerek kalmadan. Yani pahalı telefon aldığınız zaman hem alırken fazla para ödüyorsunuz ve kaybolunca geri gelme ihtimali düşüyor birde sim kartlarla, numaralarla uğraşmanız gerekiyor, ucuz telefonunuz varsa hemen geri geliyor size… Gerçek çıkarmamız gereken sonuçsa, biraz dikkat edin kaybetmeyin telefonunuzu.














