yuvadan çıkmadan ölüyoruz.

img_0621Karıncalar önlerinde bir taş oldukları zaman etrafından dolaşırlar.

İnsan doğduğu zaman muhteşem bir varlık olarak doğuyor, herşeyi yapabilir bir varlık gibi. Ancak biz  süregelmiş yaşamımızda, var olan sisteme dahil ediyoruz o çocuğu. Önüne sınırları yerleştiriyoruz, dört duvar arasına alıp onun sonsuz ufuk çizgisinin yerine bir sınır koyuyoruz, sonrasında biz nasıl yetiştirirsek öyle büyüyor o çocuk.  Doğduğu ülkeden veya doğduğu şehirden ayrılmadan ölen kişiler neden bu kadar fazla ? Ya da ülke dışına çıkmak neden çok kolay değil ? Neden böyle bir sistem var bu dünyada.

Şimdi sistemi düşünelim, herşeyi yapabilecek, farklı şeyler üretebilecek bir şekilde doğuyorsunuz. Sonrasında daha önceden sınırlandırılmış ve körleştirilmiş, toplumun en küçük kancası olan aileler size hayattaki kuralları ve toplum içinde nasıl yaşanacağını öğretmeye başlıyor.  Öğrendiğiniz herşey yeni bir sınır olarak geliyor karşınıza. Yavaş yavaş kör olmaya başlıyorsunuz, doğduğunuz zaman çok gelişmiş olan en önemli yeteneğinizi büyüdükçe kaybediyorsunuz. Bu yetenek hayalgücünüz. Hayalgücü gidince beyin artık eskisi kadar aktif kullanılmıyor, sürekli bir hipnoz içerisinde yaşamaya başlıyorsunuz size söylenilenleri yapıyorsunuz. Artık sizde bir toplum üyesi olmaya başladınız.

Toplum üyesi olmaya başladıkdan sonra, artık bu topluma yararlı olma zorunluluğunuz ortaya çıkıyor. Bu yüzden okula gitmek zorundasınız, en başlarda neden gittiğinizi pekde bilmiyorsunuz aslında sonradan size şunu diyorlar. “Bizim bu sistemi devam ettirebilmek için; doktorlara, muhendislere, bakkallara, işçilere ihtiyacımız var! Sizde bunlardan biri olacaksınız, eğer bunlardan birisi olmazsanız hiç bir işe yaramazsınız ve hiç bir işe yaramamak kötü bişeydir, insandan bile sayılmazsınız.” O zaman bir seçim şansınız oluyor gibi ama aslında seçtikleriniz istedikleriniz değil. Onlar sadece birer seçenek ve sizde bunlardan birisini seçiyorsunuz ve bunu kendinizin istediğini zannediyorsunuz, ancak aslında bunu sistem istiyor…

Devamını henüz yaşamadım ancak şimdilik gördüğüm kadarı ile mutsuz insanlar oluyor. Muthiş bir eşitsizlik ve rütbe farkları. Bu sistem içinde iyi olanlar iyi yerlere geliyor. Ancak onlarda gerçekten iyimi yoksa güzel uyum sağladıkları için mi oradalar. Yani iyimi körleşmişler diye düşünmek gerekiyor.

Karıncalar önlerinde bir taş oldukları zaman etrafından dolaşırlar, biz yuvadan çıkmadan ölüyoruz.

Yorumlar (4)

Mükkemel olarak doğan bir varlık olan insan’ı toplumun kalıplaşmış davranışları , gelenekleri ve kısıtlamalarıyla bizleri bu kadar köreltmelerini anlatman taktir e değer çoğu kimse bunların farkında olsa dahi dil e getirmekden kaçınmakda.

Üzücü ancak fanus un içinde dönüp durmakdan şaşı olmuş japon balığı sanırsam şuanki toplumumuzun en güzel benzetmelerin den biri olacaktır.

Fanus un şeklinden dolayı bize büyük gözükenler aslında bizle aynı boyutda olan kimseler karşı çıkmak veya mevcut sistem i eleştirmek sadece bize yansıtılan görüntünün korkutucu derecede muazzam gösterilmesinden kaynaklanıyor bence eh tabi doğduğumuzdan beri bizi koşullandırmalarınıda görmezden gelemeyiz her neyse kaptırdım biraz uzun süredir içten içe eleştirdiğim bi konuydu =)

Böyle devam çok iyi gidiyo ;)

3 kere okudum. Çok güzel bir yazı olmuş…

photograpy by pinar basakinci ahahahahahahahah =)

Sana katılıyorum asil bu sistem çok saçma bende buna benzer bir yazı yazmayı düşünüyordum. Ne kadar saçma şu andaki egitim sistemi haftada 5 gun günde 7 saat ders insanın kafası bulanıyor bir süre sonra ben artık bıktım okuldan. Zaten ögretılen seylerde pek matah seyler deıl ne bır fızık goruyoruz ne bır felsefe ne bır kımya cok sacma gelıyor. İçimden herseyi bosverıp hayatın tadını cıkarmak gelıyor ama bu toplum bu haldeyken sadece bır hayal galıba .

Yorum Yazsana : )

image
 
image
image