Metrodan bilet almayın 2
- Tarih: 20-06-2010
- ( 8 ) Yorum Yazilmis
- |
Daha önceki yazımda metrodan ne kadar kötü muamele gördüğümü ve bir daha bilet almayacağımı yazmıştım. Şu yazıda yazdığım sebeplerden ötürü de bilet almak zorunda kaldım. Keşke bu yazım metro bu sefer eskisi gibi kötü değildi artık ara sıra metro kullanacağım içerikli bir yazı olsaydı ancak, Metrodan yine kazık yedim. Araçta TV, internet, dvd, usb gibi şeyler sıralayan firmanın arabasında sadece koltuk ve ağlayan bebekler vardı. Bilet metrodan olduğu için tedbirimi alıp how i met your mother sezon 5′i netbook’uma aldım. Etraftaki insanların netbooka bir şeytan icadıymışcasına bakması ev arkadaşımı rahatsız etti. Birkaç bölüm izledikten sonra kapatıp uyudum. Araçta internet olması benim için bir hayati önem taşımasa da yoksa yok deyin arkadaş…
DY #0000009
- Tarih: 08-12-2009
- ( 6 ) Yorum Yazilmis
- |
2 hafta boyunca günde 10 saat 20 dakika üzerinde çalışmak.
20 dakikalık bir keloğlan çizgi filminin tamamlanması 2 hafta kadar zamanımızı alıyor. Bazen aynı plan üzerinde o kadar çok çalışmak gerekiyor ki o repliği birkez daha duyarsanız sinir krizi geçirecekmişsiniz gibi geliyor. Tansiyon çıkıyor, sinirler geriliyor. Ama yine de çok seviyorum işimi. Hem sayılı gün bu çabucak geçiveriyor… “Benim BEN, KELOĞLAN”
Yeşil Perde Krizi
Ankara’ya taşındığımdan beri harıl harıl yeşil, düz perde arıyordum. Perde bulamayınca alternatif bişeyler aramaya başladım ve sonunda Koçtaştan iki kişilik yatak çarşafı buldum, tam istediğim yeşil olmasa da color key yaparken işimi görüyor. Odam da green box, 2 kamera, 2 tripod falan olunca oda iyice studyo ya benzedi. Kısa kısa da olsa videolar çekip onlar üzerinde çalışmak eğlenceli olabiliyor…
Sinema da mesaj rezilliği
Hangimizin başına gelmedi ki ? Alakasız birine kırk yılda bir mesaj atarsınız, ararsınız sinemadayım diye cevap gelir. O an karmaşık duygular içerisine girersiniz. Bir de siz sinemadayken arar ya anne, baba… OFFF OFF! Omasın böyle şeyler
Tek başına binlerce poşet taşımak.
Bayramda Antalyadaydım. Geri dönüşte son kalan eşyalarımı da alayım dedim. Ankaraya gelince anladım ki poşet ve çantaların sayısı arttıkça işler düşündüğünüz gibi gitmemeye başlıyor. Metrodan çıkar çıkmaz taksiler yanınıza yaklaşıyor. İmanınız gevremiş bir şekilde dolmuş durağına gitmeye çalışıyorsunuz. Binmek dert, inmek dert… Çok zor oluyor be!
Dip Not: Haklı olduklarını sonuna kadar anladığım Onur Yavuz ve Yekda Tanıştan Özür Dilerim.
D5000′e şiir yazmak istiyorum.
Bu günlerde canım Nikon D5000 çekiyor ama para vermeden almak istiyorum.
Böyle biri gelse hediye etse, ya da kola kapağından falan çıksa çok güzel olmaz mı ? Şu anda alınası mantıklı bir kamera olduğunu düşünmekteyim. Önümüzdeki 3 ay içerisinde kenara para atıp alabilirim. Bu ay kenara attığım para D5000 içindi ama PSP alıverdim… Pişman mıyım ? HAYIR!
Bilet krizi
- Tarih: 03-11-2009
- ( 6 ) Yorum Yazilmis
- |
Sabah Ankaraya geldikten sonra otogar çıkısında kadının biri merdivenlerden düşmüştü ve insanlar durumu izlemeye çalıştığı için çıkış tıkanmıştı. 5 tane güvenlik görevlisi “devam edin, yolunuza bakın” uyarıları yapsa da kapıdan çıkabilmem biraz zaman aldı.
Daha sonra hiç bir zaman beklemediğim kadar uzun bir bilet sırası gördüm ve normal olarak bu sıranın en arkasında yerimi aldım çünkü her zaman bilet aldığım büfede bilet kalmamıştı 29 Ekim sonrası olduğu için normalden fazla insan trafiği vardı çünkü her yer annesini babasını tatil vesilesiyle görmeye gitmiş ve okuluna geri dönmüş öğrencilerle doluydu… 4 tane bilet gişesinde 4 kişi çalışıyor ancak yinede yüzlerce kişi bekliyordu. O kadar insanın arasında bozuk para ile çalışan bisküvi makinesine bisküvi yerleştiren bir adam vardı ve kalabalık her an üzerime atlayabilir düşüncesi ile işini korkarak ve hızlıca bitirmeye çalışıyordu ya da ben öyle düşünüyordum. Gişeler bir kişinin çalışması için biraz fazla büyüktü ama yine de sadece bir kişi çalışıyordu, en sonunda biletimi aldım ve metroya bindim. Tabi iner inmez bir metro kaçırdım sonrasını beklemek zorunda kaldım. Olsun yinede Ankaradayım…
















