elimizden alınmış giyim özgürlüğü
- Tarih: 27-03-2010
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Okul üniformalı bir grup genci gördüğümde, giyim kuşam özgürlüğümün kısıtlandığı günler geliyor aklıma. Kılık kıyafet yönetmeliği başlığı altında üzerinizde bulunabilecek herşeye karışan kurallar… Şimdi Türkiye’de eğitim gören 7-18 yaş arası hiç bir erkeğin saçlarının uzun olamayacağını düşününce kıçımla gülesim geliyor bu saçma kurallara. Lisedeyken küpelerimi çıkarmak zorunda olduğum için hafta sonları müthiş bir acıyla kulağımı tekrar delmek zorunda kaldığım günleri hatırlıyorum.
Kendi istediğiniz şekilde görünememek bir süre sonra can sıkıcı bir hal aldığı için nedenini sorgulamaya başlıyorsunuz doğal olarak. Aslında bir neden olmadığının herkes farkında ancak kimse bişey yapamıyor ya, işte bu çok manasız geliyor bana. Neden saçımı uzatamıyorum, neden küpe takamıyorum dediğiniz zaman. Ya susturuluyorsunuz ya da o derin, “yönetmelik böyle” cevabını alıyorsunuz. Herşeye cevap verdiği düşünülen ama aslında hiç bir şeye cevap vermeyen cevap.
Öğrenciler için böylesi iyi düşüncesiyle, günümüzün şartları düşünülmeden uygulanan kılık kıyafet yönetmeliği bizi rahat ettirmekten çok, rahatsız ediyordu. Mesela ben ortaokuldayken siyah kundura dışında bir ayakkabı herhangi bir giymek yasaktı. Rahat olmak için siyah spor ayakkabı giydiğiniz zaman, her sabah yapılan kılık kıyafet kontrolünde yakalanıyordunuz ve ailenizi arayıp okula kundura getirtiyorlardı… Yine ortaokuldayken saça jöle ve benzeri herhangi birşey sürmek yasaktı. Sürerseniz muhteşem rüzgarlı kış günlerinde saç “sağlığınız” için kafanızı buz gibi akan tuvalet çeşmesinde yıkamak zorunda kalıyordunuz. Sağlığın önemli gibi gözüktüğü bu ortaokulda tuvaletlerde tuvalet kağıdı bulunmuyordu.
İlk maddesinde “…öğrencilerin, Atatürk İnkılap ve ilkelerine uygun, uygar, aşırılıklara kaçmayan ve sade bir kılık kıyafatte olmalarını sağlamaktır.” Yazan bu yönetmelikte imam hatip lisesi öğrencilerinin sadece kuran derslerinde başörtüsü takmalarına izin veriliyor ama bütün kız öğrenciler okula tesettür takarak gidiyor. Yani konulan kuralın tam tersi uygulanıyor diyebiliriz. Bana kalırsa spor ayakkabıya göre tesettür daha çok aşırıya kaçıyor.
Derdinizi anlatmak istediğiniz zaman iki kulağını tıkayıp bağara bağara şarkı söyleyen MEB daki böyle gelmiş böyle gider anlayışını değiştiremeyeceğimiz için kendimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz. Başkaları kendini istediği gibi ifade edip istediği gibi dolaşabilirken, biz kurallara uymak zorunda oluyoruz birdenbire. Uygulanacaksa tam uygulansın yada hiç uygulanmasın bu yönetmelik.
Okullar açılmış
- Tarih: 28-09-2009
- ( 2 ) Yorum Yazilmis
- |
Cuma günü Antalya daydım bu yıl çok saçma bir şekilde okullar Perşembe günü açıldı ya onla ilgili bir yazıdır bu. Biz lisedeyken bağlama methotunu kullanarak iki tatil arasında kalan iş günlerini de tatile dahil eder hiç kasmazdık kendimizi. 8 gün yerine 12 gün 15 gün yerine 18 gün şeklinde uzatırdık tatilleri.
Şimdiki lise tayfası Perşembe günü okulmu açılır diye bir protesto düzenlemediğinden olacak ki duraklar full lise üniforması giymiş insanlarla doluydu. Ne yalan söyleyeyim o kadar öğrenciyi o rahatsız üniformaların içinde görünce bir sevindim bir sevindim anlatamam. Okula tıraş olmadan gelme, küpe takma, cep telefonu kullanma sadece cep telefonu değil herhangi bir teknolojik cihaz getirme buraya, dönem ödevini elinle yaz, burası en kısa yol o yüzden burayı sadece öğretmenler kullanabilir gidin uzak taraftan dolaşın, bu tenefüs kantini kullanamazsınız, yukarda su içemezsiniz muhabbetleri bir bir aklıma geldi ve bunlardan kurtulmuş olmanın verdiği mutluluk tüm vucudumu sardı.
Aslında her ne kadar bitti desemde etkisi hala devam ediyor o günlerin. Okuldayken “iyide hocam bunu nerde kullanıcam ? Ben mezun olduktan sonra bunları asla kullanmıcam” gibi şeyler söylerdim şimdi sözümü geri alıyorum. Çünkü hatırlıyorum. Mesela geçen gün tenis kortunda çekim yaparken raketin markasının wilson olduğunu gördüm ve birden wilson ilkeleri sıralandı kafamda… Önemli şeyleri unutuyorum böyle şeyler kalıyor ya aklımda işte sinir oluyorum bu duruma. Lisenin kalıntılarından arınmak için birşeyler yapmam lazım.
12. Sınıfların dikkatine
- Tarih: 18-05-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Bugün okulda müdür yardımcımla yaptığım konuşma sonrasında edindiğim bilgileri aktarıyorum. Bu veli dilekçesi ile yapılan devamsızlıkların bir çok teferruatı var eğer çok fazla bilginiz yoksa bu yazıyı okuyup ona göre davranın boşuna okulu uzatmayın
Normal şartlarda 20 gün özürsüz 25 gün özürlü toplam 45 gün devamsızlık hakkınız var. Şuan durum pek farklı değil yine 45 gün devamsızlık hakkınız var velinizin yazdığı dilekçe sonrasında gitmediğiniz günler özürlü olarak yazılıyor 45’i aşarsanız sınıfta kalıyorsunuz…
Eğer 20 günün üzerinde özürsüz devamsızlığınız varsa özürlü devamsızlığınız kaç olursa olsun mezun olamıyorsunuz yani sınıfta kalıyorsunuz. Yani devamsızlık hakkınız toplanmıyor özürlü veya özürsüz kendi içinde değerlendiriliyor.
Mesela velinize dilekçe yazdırdınız oğlum/kızım devamsızlık yapabilir diye. Eğer tarihli yazdırdıysanız o tarihler arasında tarihsiz yazdırdıysanız verdiğiniz günden sonra devamsızlığınız dolana kadar geçerli. Ama devamsızlığınız dolmadan okula giderseniz dilekçe iptal oluyor. Ve tekrar gitmeyeceğiniz günler yerine yeni bir dilekçe vermek zorunda kalıyorsunuz. Yani ben pazartesi ve çarşambaları okula gideyim derseniz bir dilekçe yetmiyor her Salı, Perşembe ve Cuma günleri yeni dilekçe vermeniz gerekiyor.
Antalya Koleji Dumanla Haberleşiyor!
- Tarih: 10-05-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Google’a “lise son rapor” Yazdığımız zaman 824.000 sonucu 0.26 saniyede karşımıza getiriyor ve bu link o sonuçlardan bir tanesi
http://www.haber3.com/news_detail.php?id=469387
Haberde yazdığı gibi lise sonların rapor almasına gerek kalmamış. Ancak Antalya Koleji hala bundan haberi olmadığını söylüyor. Bundan bir zaman öncede, Okul müdürümüz “biz burda sizi hazırlıyoruz. kimse rapor almasın, isterseniz heyet raporu getirin kabul etmem” demişti. Bu tavırlar hoş tavırlar değil öğrenci kaybına yol açıyor…














