Kapatıyoruz !

Evin orada bir mağaza var tam önünde dolmuş durağı olduğu için sürekli önünden geçmek durumundayım. Mağaza yaklaşık sekiz ay önce büyük bir kağıda kapatıyoruz herşey 10 TL şeklinde bir yazı çıkarttırdı. Tshirt, bluz falan felan 2 ay kadar bu şekilde devam ettikten sonra mağazaya olan ilgim azaldı. Ara sıra geçerken oğlum bu mağaza neden hala kapanmadı diyordum kendime. Geçen gün yine dolmuş durağına yürüyordum ve mağaza tekrardan dikkatimi çekti. Yaklaşık bir on dakka mağazanın önünde dolmuş bekledim bu sırada da mağazayı inceledim. Adamlar bu kapatma işini biraz büyütmüş olacak. Mağazanın ön cephesine kocaman tabela ve stickerlar yaptırmışlar. Kapatıyoruz herşey 10 lira son 25 gün şeklinde. Şimdi madem 25 gün sonra kapatacaksınız neden öyle güzel bir dekor uygulamasına geçtiniz. Üstelik tabela kalıcı hergün 25 gün kalmış şeklinde duruyor. Madem zarar ettiniz kapatıyosunuz neden bu kadar masraf yaptınız ? diye sorası geliyor insanın. Bu da ilginç bir pazarlama taktiği işte. Bizim insanlar garip ya “bak kapanıyo hadi girelim” şeklinde düşünüyorlar. Bunlar da onları kullanıyorlar heralde. Ya da mağaza cidden kapanıyordu. Sonra 10 lira işinden büyük paralar kaldırdılar şimdi işi büyüttüler.

Dur bakıyım bende benim bloga bir tema yapayım kapatıyoruz diye. Millet acele acele okuyup yorum yapsın yazılarıma :D

1 Kişi bu yazıyı beğendi.

DY #0000003

deneme-yanilma1
Bir kişi uzaya: Dolmuşlara binen bazı insanlar, başka şehirlerden kazandıkları alışkanlıklarını Antalya da devam ettirmeye çok meraklılar. Dolmuşlarda son zamanlarda sıkça duyduğum bir cümle “bir kişi x mahallesine”, yere göre para ödemeye çalışan kişiler kuruyor bu cümleyi.  Bu uygulama bazı şehirlerde var,  şudur: yakın mesafe gideceksen az, uzak mesafe gideceksen çok para verirsin o yüzden şoföre ineceğin yeri söyler ona göre para kesmesini sağlarsın. Ancak  Antalya da geçerli olan bir sistem değil bu. Bir zamanlar hacısekiler, körler ve doğacıya gitmek isteyenler 1.25 veriyordu. Şuan böyle birşey olmamasına rağmen yinede bu cümleyi kurmayı kendine görev edinenler var nereye giderse gitsin önce bunu belirtip sonra para verenler kişiler bunlar. Bunlar  ki, şoför bir kişi diye düzeltse de aldırmayan insanlar. Tamam, siz yapın benim için bir sorun yok da, eminim bunu duyup yeni bir uygulama başladı falan zannedip söylemeye başlayanlar da vardır. Senin kullanımın yüzünden herkes söylemeye başlıcak yakında. Sonra neden olmasın diyip sistemi dayıyacaklar buraya da :D

Validator is disabled: Daha önce “DY #0000002” de bahsettiğim esrarengiz dolmuş 15 numaradaki para kullanımı yakında son bulacakmış gibi. Çünkü içine validator koydular bu dolmuşların. Yaklaşık 1.5 haftadır dolmuşların içinde validator var, ancak bir türlü çalışır hale gelmedi. Validator’ü gören bir çok kişi kart çıkartıyor ancak çalışmadığını görünce nakite yönelmek zorunda kalıyor. İnsanlar bu durum karşısında hayal kırıklığına uğruyor, çok üzülüyor, çok içerliyor… :D Bende bugün merakımdan sordum. Abi bunlar ne zaman çalışır duruma gelecek dedim. Şoför “valla ne desem yalan, kısmetse bir gün çalışacak ama… daha var” dedi. Pek ümidi yokmuş gibiydi. Ve validatörünün çalışmaması onu çok etkilemiş olacak; sesi titriyordu. :D   Daha sonra tramvaya ilk duraktan bindiğimde gördüm ki, o validatörde de “servis dışı” yazıyordu. Ancak adam kartını koyup bişeylere basıp çalışır hale getirdi validatörü. Acaba 15 numara şöförleri bizi yiyor mu ?

Online ödeme merkezi: Ya! Anlamadım bir türlü, ya ben çok büyük bir yanlış anlama içerisindeyim yada bir şeyler ters gidiyor. Bizim mahallede iki tane var bu online ödeme merkezlerinden. Ve sayıları her gün artmaya devam ediyor. Şimdi online ödeme merkezi dediğimiz zaman. Bunun çevrimiçi, yani internet üzerinden olması gerekmiyor mu ? Ben dükkana girip para verdikten sonra bunun neresi online ödeme merkezi ? Garip geliyor insana… Bilen birisi bana açıklasın lütfen.

Ekşisözük de bilmeden konuşan topluluk: Geçen gün fark ettim bu tarz insanları. Durumun temeli şu: Bir entry de yazanları okuyup 3 – 4kişinin yazdığını toplayıp en anladığı yerleri birleştirip yazan kimseler var. Bunları tespit etmek çok eğlenceli bir durum, bazılarının pek bilgisi olmadığı belli ve kabak gibi ortaya çıkıyor. Başkalarının düşüncelerini ve bilgilerini alıp geri satmamak gerek. Yani ne gerek var onu anlamadım… :D Yapmayın etmeyin, günahtııır   :D

Yanlış otobüste hissedilenler.

6108Yaşamında otobüs kullanan hemen herkes, bir kerede olsa yanlış otobüs veya dolmuşa binmiştir. Bugün böyle bir durumda neler hissediyoruz, onları inceleyeceğiz.
Böyle durumlar genelde aceleli durumlarda başımıza gelir. Beynimiz gelen otobüsün numarasını, beklediğimiz numara gibi görmemize sebep olur ve “ohh hemen geldi” diye atlarız içine. Yanlış otobüsde olsa aynı noktadan bindiğimiz için, bir süre aynı yolu kullanır. Bu bizim için tehlikeli bir şey, çünkü aynı yolu kullanma süresi uzadıkça, içinde bulunduğumuz otobüsün, doğru otobüs olduğunu düşünürüz. Bu düşünce bazen öyle noktalara ulaşır ki, otobüs başka yerlere de gitse “heralde bişey var ondan böyle” diye otobüste oturmaya devam edersiniz. Ve ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın “döner birazdan” piskolojisine girersiniz, aslında içinizde bir şüphe vardır ve bir müddet sonra şüphe iyice artar. Sonra anlarsınız yanlış olduğunu. Yanlış bindiğini fark etme olayı, değişmeyen bir şeydir ve mutlaka olur. Belirli çeşitleri vardır.
Kadının biri durdurur ve sizin “salak gibi” yapmadığınız şeyi yapar. “Bu şuradan geçer mi ?” ( İşte bu kadın, sizin şu anda yaşadıklarınızı daha önce yaşamış ve ders almış bir kadındır.) Adam “geçer” diye cevaplar sizde “hönk ne alaka ya” dersiniz. Artık anlamışsınızdır.
Veya
Artık gideceğiniz yerden baya bir uzaklaşmışsınızdır ve “ne oluyor yaww,  bu dönmez artık” dersiniz.
Hissedildikden sonra yapılan şeylerde, kendi arasında ayrılır.

Bazıları yanındakine, bazıları şöföre sorar. Bazıları ise kimseye bir şey demez “salağım ben” der kendine ve  iner. Bazıları yanlış bindim diye yaygara çıkartıp parasını geri almak ister. Yapılması gerekense; nerde inersem en hızlı şekilde giderim diye, bir kar zarar hesaplaması yapıp öyle inmektir. Tabi daha önemlisi “nerden geçer” teyzenin yaptığını yapmasak bile, tabelaya düzgün bakmaktır.

Otobüste pencere sıkışması

dscf3501Otobüslerde ve dolmuşlarda bulunan pencereler genelde ayaktayken omuz, otururken de baş hizamızın üzerindedir. Bu pencereler genelde kapalı durmaktadırlar, oldukça ilkel bir açılma düzeneği vardır ve her gören nasıl açıldığını ilk görüşte anlar. Yaz aylarında içerideki koku dayanılmaz bir hale geldiği zaman insanlar bu pencereleri açmak ister ve  eğer yakınlarında bir pencere varsa onu açmak için yönelirler. İlginçtir ki bu pencereler genelde sıkışmış durumdadırlar ve düşünüldüğü kadar kolay açılmazlar.
Örneğin biri  oturduğu yerden elini kaldırarak pencereyi açmak ister. Başaramaz ve bunu çok içerler, insanların onu gördüğünü ve bir pencereyi açamayacak kadar güçsüz olduğunu düşünür. Bu nedenle hırs yapıp ayağa kalkar pencereyi yine zorlar bu sefer açılır ama, uğraşması gerekmiştir. İnsanların onu ezik gibi gördüğünü düşünerek yerine oturur. Aslında insanlar bunun pencereden kaynaklandığını bilmektedir. Ve asıl düşünceleri pencerenin açılmasının iyi olduğudur. Ama açan adam bunları hiç düşünmez. Bu zorlanmayı gururuna yedirememektedir. Bu durumun benzeri durumlar da yaşanır bunları da kısaca örnekleyecek olursak;

Bir adam pencereyi açmak ister. Çabalar ancak başaramaz. Sonra pencere sıkışması durumunda hissedilmesi gereken bütün hisleri tadıp, sanki pencerenin açılması çok umrunda değilmiş gibi davranır ve bir daha yeltenmez, bu tip karakterlerde pencerenin açılması aslında gerçekten çok önemli bir durumdur. Çünkü o pencereyi açmadan önce kendi içinde düşünür ve çatışır. Acaba ben bunu açsam şu kadın rahatsız olup kapattırır mı ? ” , “bu pencereyi açarken şunu rahatsız eder miyim ?” gibi.

Bir başka durumsa pencereden uzak olup pencerenin açılmasını istemektir. Bu durumda isteyen kişi gayet rahattır. istenen kişi pencereyi açamayınca ondan bir beklenti olduğu için bütün duyguları hızlı ve en acılı  şekilde yaşar, çünkü herkes onun pencereyi açmasını beklemektedir. Hemen arkasından heyecanla salgıladığı adrenalin ile, pencereyi açar ve rahatlar. En üzücü ve vahim durumsa şudur. Kişi pencereyi açmak için yönelir ve açar; çevresine bakar, sanki alkış bekler bir hali vardır. Böyle tipler genelde babacan tiplerdir, ve yaptıkları herşeyin dünyayı daha yaşanabilir kıldığını düşünürler. Bu kişiler genelde çizgili gömlek giyen ve yüzünde ilginç ve anlamsız bir tebessüm olan kişilerdir.

Otobüs demişken aklıma geldi yazayım, gerçi biraz alakasız olacak, sabah saatlerinde otobüs şöförleri max. kişiyi sığdırmak için çabalıyor. Otobüs kapısının üzerinde maximum ayakta yolcu saysı: ve maximum oturan kişi sayısı: diye iki tane yazı var ve ikisininde sayı stickerları vahşice sökülmüş. Acaba bunu rekor kişiyi sığdırdıktan sonra yapıştırmak için mi yaptılar yoksa insanlar 20 kişi yazıyo 40 kişi aldınız şöför bey durmayın artık dediği için mi :D Bunu merak ettim bu sabah

10 kuruş kalmadı mı ?

424881891_7b517c735dAnladığım kadarıyla kalpazanlar veya merkez bankasının son numarası resimde gördüğünüz tofitalar. 10 kuruş yerine dağıtılan bu şekerler son günlerde hemen heryerde bulunuyor.

Bilmiyorum sizinde başınıza geldimi! Marketlerde 10 – 20 kuruş para üstü alacaksanız, bakkal amca; ” bozuh yoh, şurdan iki tane şeker al” diyip alışverişi oldu bittiye getiriyor. Şeker bu herkes yer nasılsa şeklinde birşey düşünülüyor sanırım. Siz yemiyorsanız, arkadaşınıza vermekten başka bir çareniz yok. Kabul ediyorsunuz.

Olayı dersten düşünelim. Dolmuşa bindik; 50 krş ve 3 tane de tofita versek şöför bize ne der? şöför kabul edemi ? Yada markete girdik ekmek aldık 5 tane tofita verdik. Adam “ulan bizde veriyoz şimdi bişey demiyelim cevabı hazırdır bunun” şeklinde düşünmüyorsa işimiz zor. Eee madem onlar kabul etmiyor bizde kabul etmiyelim o zaman. Eğer cidden bozuk para yoksa, marketleri merkez bankasına gidip bozuk para almaya davet ediyorum. Tabi merkez bankası para bozdururken poşet içinde tofita vermiyorsa.

Ebeveynlerin çifte standartları

ÇocukKüçüklükten çömümleyemediğim ve sonucunda bilinç altımda kalan bu konu bugün bir anda zihnimde parlayı verdi, bende bloga yazayım bari dedim.

Küçükken bir yaşa kadar yaptığınız hatalar şirinlik olarak kabul edilir. Sonra büyümenin verdiği dezavantaj olarak bu hatalar yaramazlığa dönüşür. Aynı şeylerleri ebeveynleriniz yaptığında hata olarak kabul edilmez.

Ben küçükken masada kola içiyorsam ve yanlışlıkla dökersem ceza olarak bir daha kola koymazdı annem. Ama kendisi aynı şeyi yaptığı zaman yeni kola içme hakkına sahip olurdu. Bardakla başlamışken bardakla devam edeyim bari. Mesela yanlışlıkla bardak kırdığım olduğu zaman annem bana çok kızardı ancak kendisi bardak veya herhangi birşey kırdığı zaman kızmayıp sevinirdi :D şöyle örnekleyelim.

Şatırrtt ( Bardak kırılma sesi )

Hemen arkasından annem mutfaktaki arkadaşına

Ayyyy nazar varmış nazar (Yaklaşım tarzında ki muhteşem olumlu değişime dikkat edin lütfen)

Aradan 20 dakka daha geçer birşey daha kırılır.

Ayyy necla gördünmü paramparça oldu kesin nazar var

ve arkasından bir şey daha kırılır ( bazıları annemin çok sakar olduğunu düşünebilir aslında öyle değil ama oldumu tam oluyor sanırım )

Ohh tamam 3 oldu nazar gitti!!!

Eeee ne güzel dünya bu, ben bişey kırdığım zaman nazar kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu! Şimdi ne oldu ? Onlar büyük onlar yaparsa yaramazlık değil yanlışlıkla olmuş olur. Sanki ben bilerek kırıyorum bardak :D

Aslında düşünücek olursak küçüklerin hata yapma şansı daha çok nerden baksan arada bir 20 – 30 yıllık deneyim farkı var sonuçta ama büyükler bunu kabul edemiyor çocuk bardak kıramaz ben kırarım! :D Çok yanlış bir yaklaşım

Nasıl içerlemişim daha çok devam etmeyeceğim.

 
image
image
 

Twitter

Follow @asilbalaban (42 followers)
 
 

Flickr’den Son Resimler

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
 
 

Alexa’da Asilblog

27.8.09 - 12,314,767
27.8.09 - 10,361,640
30.8.09 - 7,966,344
01.9.09 - 8,935,067
05.9.09 - 7,438,133
12.9.09 - 5,484,499
19.9.09 - 5,157,079
25.9.09 - 4,395,617
6.10.09 - 4,025,378
11.10.09 - 3,734,125
13.10.09 - 3,572,392
03.11.09 - 3,301,227
15.10.09 - 3,580,429
18.10.09 - 3,585,024
23.10.09 - 3,618,303
25.10.09 - 3,624,801
17.11.09 - 2,997,438
03.01.10 - 2,981,682
10.01.10 - 3,294,238
03.06.10 - 2,836,483
18.06.10 - 1,983,468
23.06.10 - 1,819,356
01.07.10 - 1,596,673
Alexa'da Asilblog