Ankara Evim Olmuş

antalya

Normalde Antalya’ya gittiğim zaman 2 dakka boş vakit olmazdı. Oradan oraya, o arkadaştan bu arkadaşa derken birde bakardım ki dönüş vakti gelmiş. O zamanda teletabisler gibi olaaamaaaaz derdik her berabercene. Ancak bu sefer işler biraz farklı oldu.

Daha önce uyku düzenimin pek bir bozuk olduğunu yazmıştım. Bu uyku meselesi Antalyada da devam etti. Sabahlara kadar oturup öğlenlere kadar uyudum. Antalyaya gittiğimde rastlantı sonucunda bir kaç eski sınıf arkadaşımda Antalyaya gitmiş olurdu onları da görürdüm ne güzel. Şimdi herkes başka şehirlerde olunca sessiz sakin bir mola oldu benim için. Ancak aklım genelde Ankaradaydı. Buraya çok alışmışım. Otobüs A.Ş.T.İ. ye yaklaşınca anladım ki, Antalyadan daha çok ev olmuş burası benim için…

Keloğlan Sezon 2 Reel

Keloğlan Projesinden Görüntüler

2 Kişi bu yazıyı beğendi.

Beyin donuyor, şuur kapanıyor…

sogukBlog takipçilerimin bildiği gibi Ankaraya taşındım. (takipçi olmayanlar; ben Ankaraya taşındım) Ankara’nın nesi meşurdur bilmiyorum ama soğuk havası meşhurdur herhalde. Antalya gibi 3 gün kış yaşanan bir şehirden buraya göçünce Türkiye de kış mevsiminin var olabildiğini gördüm. Burada ellerinizi cebinizden çıkarmak enayilik olarak nitelendirilebilecek bir olay. Yürürken nefes alınca nefes borunuzdan geçen soğuk havayı çok gerçek bir şekilde hissediyorsunuz. Elleriniz cebinizde oluyor demiştim ama o ellerin cepte olması ile bitmiyor olay, çünkü acıtan bir yanma oluyor ellerinizde. Uzun süre yürüyünce derinizi hissedemiyorsunuz, sabah kalktığınız zaman daha önce görmediğiniz hava olayları ile karşılaşabiliyorsunuz.

İşin gerçek kısmını geçelim biraz da saçma kısımlarından bahsedelim. Soğuk olunca insanların beyni donuyor olacak ki herkes sürekli birbirini hava konusunda bilgilendiriyor. Mesela dışardan içeri girme durumunda; “dışarsı çok soğuk.” şeklinde bir cümle karşınızdaki kişiden ilk duyacağınız şey olabilir. Sizde o sırada pencerenin önünde yerdeki buzlara bakıp dışarda tropikal bir iklimin olduğunu zannediyorsunuzdur muhtemelen. Bu soğuk muhabbeti genelde eve bağlanır ki o da şu şekilde oluyor;

-Sizine ev nasıl, sıcak oluyor mu ?
-Eh işte ılık gibi.
-Bu durumda karşıdan gelen tepki kelimesi kelimesine şudur;
-HMM kaçıncı kattasınız ki ?
-Zemin kattayız.
-Eee, tabi siz en alt katta olduğunuzdan zeminden soğuk yiyosunuz alt katta en azından bi alt ev olsa ….

Alt katta ev olsa oranın sıcağı bize de etki eder bizde ısınırız bilmem ne! Sanki biz bilmiyoruz bunu. Yada havanın soğuk olduğunu. Ne kadar sabitlenmiş, stabil bir konuşmadır bu ya. Gerçi suçlamamak lazım, 4 dakka sonra şuur kapanıyor… Beyin donuyor… Soğuk yahu Soğuk !!!

1 Kişi bu yazıyı beğendi.

DY #0000009

deneme-yanılma

2 hafta boyunca günde 10 saat 20 dakika üzerinde çalışmak.
20 dakikalık bir keloğlan çizgi filminin tamamlanması 2 hafta kadar zamanımızı alıyor. Bazen aynı plan üzerinde o kadar çok çalışmak gerekiyor ki o repliği birkez daha duyarsanız sinir krizi geçirecekmişsiniz gibi geliyor. Tansiyon çıkıyor, sinirler geriliyor. Ama yine de çok seviyorum işimi. Hem sayılı gün bu çabucak geçiveriyor… “Benim BEN, KELOĞLAN”

Yeşil Perde Krizi
Ankara’ya taşındığımdan beri harıl harıl yeşil, düz perde arıyordum. Perde bulamayınca alternatif bişeyler aramaya başladım ve sonunda Koçtaştan iki kişilik yatak çarşafı buldum, tam istediğim yeşil olmasa da color key yaparken işimi görüyor. Odam da green box, 2 kamera, 2 tripod falan olunca oda iyice studyo ya benzedi. Kısa kısa da olsa videolar çekip onlar üzerinde çalışmak eğlenceli olabiliyor…

Sinema da mesaj rezilliği
Hangimizin başına gelmedi ki ? Alakasız birine kırk yılda bir mesaj atarsınız, ararsınız sinemadayım diye cevap gelir. O an karmaşık duygular içerisine girersiniz. Bir de siz sinemadayken arar ya anne, baba… OFFF OFF! Omasın böyle şeyler

Tek başına binlerce poşet taşımak.
Bayramda Antalyadaydım. Geri dönüşte son kalan eşyalarımı da alayım dedim. Ankaraya gelince anladım ki poşet ve çantaların sayısı arttıkça işler düşündüğünüz gibi gitmemeye başlıyor. Metrodan çıkar çıkmaz taksiler yanınıza yaklaşıyor. İmanınız gevremiş bir şekilde dolmuş durağına gitmeye çalışıyorsunuz. Binmek dert, inmek dert… Çok zor oluyor be!
Dip Not: Haklı olduklarını sonuna kadar anladığım Onur Yavuz ve Yekda Tanıştan Özür Dilerim.

D5000′e şiir yazmak istiyorum.
Bu günlerde canım Nikon D5000 çekiyor ama para vermeden almak istiyorum. :D Böyle biri gelse hediye etse, ya da kola kapağından falan çıksa çok güzel olmaz mı ? Şu anda alınası mantıklı bir kamera olduğunu düşünmekteyim. Önümüzdeki 3 ay içerisinde kenara para atıp alabilirim. Bu ay kenara attığım para D5000 içindi ama PSP alıverdim… Pişman mıyım ? HAYIR!

3 Kişi bu yazıyı beğendi.

Şehirlerarası çığırtgan terörü

k_nacar_asti_ncrValla bu çığırtgan ismini ben takmadım. Çok saygı duyduğum mesleklerden birisiydi ismini yeni öğrendim. A.Ş.T.İ. (Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi) de takılırken ara sıra yapılan anonslardan bir tanesi öğretti bana bu mesleğin adını. “Lütfen çığırtganlardan bilet almayınız gibisinden” bir şeydi bu anons. Bu arada canım sıkıldıkça AŞTİ’ye gidip takılıyormuşum gibi bir giriş oldu ama öyle bir şey yok, ayda iki kez yolum düşüveriyor sadece… :D Bir yere seyahat edecekseniz ve bir aile sahibiyseniz, aileniz hemen telaşa kapılır. Aman oğlum biletini al valla bulamazsın gidemezsin falan filan. Halbükü öyle bişey yok artık. Sanıyorum ki bu eskiden çok az otobüs firması ve araba olduğundan dolayı geçmişten günümüze kalan bir şey. Çünkü nerdeyse her saat başı her şehre araba gidiyor :D En azından benim yolum düşen şehirlere. Bu sefer Antalya’ya gitme fikri kafamda bir anda oluşuverdi. Gittim AŞTİ’ye 4 yere sordum 4’ü de akşam sekiz ila 10 arasında saatler verdi  5. Yerde ise şimdi kalkıyor şeklinde bir tepki aldım. Bindim geldim. Bilet almak istedim ama adamlar bana bilet satmadı. Direk olarak otobüse gönderdiler otobüs şöförü benden 30 lira aldıktan sonra ne isim ne soyisim sordu direk olarak otogara teslim etti beni. Peki ama güvenlik gereği…

2 Kişi bu yazıyı beğendi.

Kırşehirli Ümit

Ankara – Antalya yolunu paylaştığımız garip söylemleri olan çocuk… Ümit Şimşek, kendisi videoyu yayınladıktan sonra izleyeceğini ve sonra sileceğini söyledi…

1 Kişi bu yazıyı beğendi.
 
image
image
 

Twitter

Follow @asilbalaban (42 followers)
 
 

Flickr’den Son Resimler

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
 
 

Alexa’da Asilblog

27.8.09 - 12,314,767
27.8.09 - 10,361,640
30.8.09 - 7,966,344
01.9.09 - 8,935,067
05.9.09 - 7,438,133
12.9.09 - 5,484,499
19.9.09 - 5,157,079
25.9.09 - 4,395,617
6.10.09 - 4,025,378
11.10.09 - 3,734,125
13.10.09 - 3,572,392
03.11.09 - 3,301,227
15.10.09 - 3,580,429
18.10.09 - 3,585,024
23.10.09 - 3,618,303
25.10.09 - 3,624,801
17.11.09 - 2,997,438
03.01.10 - 2,981,682
10.01.10 - 3,294,238
03.06.10 - 2,836,483
18.06.10 - 1,983,468
23.06.10 - 1,819,356
01.07.10 - 1,596,673
Alexa'da Asilblog