asilblog ve yeni tasarım

asilblog_tema

Asilblog’u tasarımını en son değiştirdiğim zaman herkes blog teması çok güzel olmuş gibisinden şeyler söylüyorlardı bende bir süre o gazla temayı kullanmaya devam ettim. Sonra sonra blog temasının aslında istediğimden uzak bir havada olduğunu fark ettim öncelikle ilk başta kişisellikten uzak bir temaydı, madem kişisel blog yapıyordum bu haber sitesi tadı neydi ? Reader’ıma sürekli olarak wordpress temaları geliyordu ancak içlerinden seçemiyordum bir türlü. En sonunda baktım olacak gibi değil kolları sıvadım 0 dan bişey yapmaya karar verdim yarısında sıkıldım girdim css template sitelerine güzel bir css buldum ancak wordpress’e uyarlamak gerekiyordu. Baya bir uğraştırdı ama sonunda çalışır hale geldi. Hala eksikleri var ama en azından iş görüyor şimdilik yavaş yavaş eksikleri tamamlayacağım. Yukarda sigara içen bir asil görüyorsunuz. Konsepte uygun düzgün bir fotoğraf çektiğim vakit oda orda olmayacak büyük ihtimalle. Neyse uzun lafın kısası yeni temam hayırlı uğurlu olsun. Eksik, hata görürseniz yazın lütfen…

1 Kişi bu yazıyı beğendi.

Pati ve ev ortamı

pati_ev_ortami

Baba evindeyken bahçedeki sokak kedilerini beslerdim ve eve kedi alma konusunu belli aralıklarla bizimkilere sunar ve red edilirdim. Şimdi kendi evimde yaşadığıma göre artık kedi sahibi olabilirdim, ev arkadaşımla aramızda geçen kısa bir diyalogdan sonra eve kedi almaya karar verdik.

* oğlum kedi mi alsak lan ?
- olur.

15 dakika sonra internetten bize uygun bir kedi buldum ve evden çıkmaya üşenen ev arkadaşımı yalvar yakar ikna edip kızılaya inip kediyi aldık. Kedi ilk etapta pek bir utangaç pek bir çekingendi.Ortalığa çıkması için baya bir uğraşıyorduk ancak o yatak arkaları dolap kenarlarından pek çıkmıyordu. Sonra ben dışarı çıktım ve eve geldiğimde çoktan eve alışmıştı ev arkadaşımın yanında koltukta uyuyordu.

Çok ufak ve şirin bir yaratık olduğu için onu hemen seviverdik. Ve ertesi sabah sağa sola pislemeye başladı. İnternetten kedi eğitimi konusunda biraz bilgi aldıktan sonra hemen aynı gün ona tuvalet eğitimini verdik. Artık daha mutlu mesut yaşamaktayız.

Kedi’nin verdiği sorumluluk bende bir eve gelme nedeni oluşturdu. Artık ev biraz daha ev halini aldı. Kucaktan inmek istemiyor sürekli sevilmek istiyor ama olsun. Bakalım ilk kedi yetiştirme denemem nasıl sonuçlanacak düzgün kişilikli akıllı bir kedi yetiştirebilecek miyim ?

Kısacası artık bir kedim var. İsmide Pati :D

3 Kişi bu yazıyı beğendi.

Mişli geçmiş zaman: Ayrılık

Ankaraya taşınalı 6 ay kadar oldu. Benden 1 ay kadar önce yaklaşık 1 yıldır birlikte olduğum eski kız arkadaşım da Ankaraya taşınmıştı. Bende Ankara’ya gidince uzun mesafeli ilişki saçmalığından kurtulucak ve uzun mesafe yüzünden ayrılıcağımız gerçeğini ortadan kaldırmış olacaktık. Neyse ki hiç gerek kalmadı çünkü taşındıktan hemen sonra orta da önemli bir neden olmadan ayrıldık. Bende hiç bir yerini doğru düzgün bilmediğim bu ilginç şehirde piskolojik ve duygusal olarak yalnız kaldım böylece.

Ayrıldıktan sonra bir bunalım süreci geçirirsiniz. Ben bu süreci biraz erteledim ve o beni unuttuktan sonra kendi kendime üzüldüm durdum. Normal şartlarda bilmediğim bir şehirde olmasam bu süreç kolayca geçip gidecekti belki, ama biraz uğraştırıcı oldu. Ayrıldıktan  sonra ilk 1 hafta  çok kötüydüm. 1 hafta sonra keloğlan bölüm 7 nin bitiş tarihi belli oldu ve ben üzülmeyi biraz ertelemek zorunda kaldım. Diziyle uğraşırken fark ettim ki düşünmemek güzel oluyormuş.

Bende uzun bir süre daha böyle devam etmeye karar verdim tabiki. Aslında düşünemdiğimi zannederken bilinç altımda beni içten içe yiyen bir böcek olarak yaşamaya devam etmiş bu ayrılık. En sonunda pes ettim ve baya bir gecikmeli olarak ayrılık acısı çektim ve anladım ki ne kadar ertelerseniz o kadar saçma ve kötü bir hal alıyormuş. Hiç bir şey olmamış gibi davranırsanız mutlu olamıyorsunuz. O yüzden en iyisi bir an önce bunalıma girip hemen atlatı vermek.

Kız arkadaşımdan ayrıldım, şehre alıştım, ev arkadaşıma alıştım, işe alıştım falan derken fark ettim ki aradan süre geçmiş gitmiş ve ben hala bekarım. Artık birilerini bulayım demeye başladıktan sonra, bir kıza ayırabileceğim tüm vaktimi iş yerinde harcadığımı anladım. Arkadaşlarla bara gidicek vaktim bile olmuyorken ben nasıl bir ilişki içerisinde olacaktım ? Ayrıca sürekli işyerindeyken nasıl olacakta bir kız bulacaktım ?

Bu derin ve çözümsüz soruların içerisinde dolaşırken işimle evlenmeye karar verdim.

————-

Böyle planlanmamış ve çalakalem yazılmış bir blog yazısından ne ders çıkartabiliriz ? Ana fikir nedir ?

1. Ayrıldığınız zaman böyle birşey olmamış gibi davranmayın bir an önce yasını tutun gitsin! . Birlikte olmak güzel bir duygudur ve sevdiğiniz bişey biterken üzülürsünüz. Buna engel olmaya çalışmayın.

2. 18 yaşlarında bir bayansanız, kendinizi ona yakın görüyorsanız  ve Ankara’daysanız asil’i facebooktan ekleyin ve blogdan okudum diye açıklama yazmayı da unutmayın !

3. İlişkiniz hiç bitmeyecek sanmayın, sevgiliniz sizi kandırıyor olabilir ! :D

Şimdilik bu kadar yeni yazılarda…

Ayrı eve özenmeyin !

Bu yazı gerek öğrencilik, gerek başka nedenlerle babaevinden uçup kendi evine geçen veya geçecek olan genç yaştaki arkadaşlar için hazırlanmıştır. Diğer bir yönden oğlunun yuvadan uçmasını istemeyen annelerde bu yazıyı çocuklarına göndererek onu caydırmayı deneyebilirler.

Öncelikle ne kadar güzel olursa olsun hiç bir ev, o büyüdüğünüz,  akşam “yemek hazır” nidalarının yükseldiği, bazen kavga gürültü ettiğiniz, arkadaşlarınızı getirdiğiniz zaman ananızın babanızın rahatsız olduğu, çamaşırlarınızı kirliye attıktan sonra sihirli bir şekilde ütülenip dolaba yerleştiği, son ödeme günlerinin sizinle bir alakası olmadığı o evin yerini tutamaz. evde olağan dışı durumlar varsa o ayrı tabi.

Herşey üniversiteyi ertelemem ile başladı. Önce fotoğrafçılık yaptım, otelde kalırken keyfim yerindeydi çünkü ben sadece işimi yapıyordum. Geri kalan herşey bir şekilde halloluyordu. Daha sonra fotoğrafçılık sezonu kapandı bende eve döndüm kısa süre sonra. Karşıma çıkan  güzel bir fırsatı değerlendirerek Antalya’dan / Cennet’den, Ankara’ya / gerçek dünya’ya taşındım.

Ankara’da bir akraba bulunmayınca haliyle bir ev tutmak şart oldu. Oda tek başıma olamayacağı için işyerinden yeni tanıştığım insanların yanına ev arkadaşı oluverdim.

İlk zamanlar ayrı evin verdiği gaz ile mutluluk içersinde yaşayıp gidiyorduk. Bu mutluluk 3 ayın sonunda suyun kesilmesi ile son buldu. Faturalar bir kenarda duruyordu ama biz onlar ödememiz gerektiğini fark etmemiştik. Daha sonra faturaların ödenmesi gerektiği ortaya çıktı.Neyse ki bu çok da zor bir şey değildi. ( Para varsa tabi )

Ev arkadaşımla ceplerimizi bozukluklara kadar boşaltıp faturaları ödediğimizde gördük ki 10 liralık fatura için 30 lira gecikme 33 lira açma kapama parası falan ödüyoruz. İşte o zaman birşeyler yerine iyice oturdu. Biz işimizi zamanında yapsakta maaşlar her zaman gününde yatmıyordu işyerimizde. Bu nedenle bitmekte olan ayın sonlarına ve gelen ayın ortalarına doğru bir sefalet bir açlık bir sokak çocuğu edasıyla yaşamımızı sürdürüyorduk. Milli yemeğimiz makarna artık can sıkıcı bir hal alsa da arada kendimizi motive ediyorduk tabi.Paramızı idareli kullanmalıydık ama bunu pek iyi başaramıyorduk. Hala daha mükemmel bir şekilde idare edemesekte ilk zamanlar kadar sıkıntılı değil.

Aradan bir süre geçtikten sonra eve alışma ve üşengeçlik durumu başladı. Bu durumda yaşanan şeylerde mutfağı bok götürmesi, camların şeffaflık özelliğini kaybetmesi, çamaşır yıkamama, sabahları farklı çoraplar giyip işe geç kalma durumlarının başlangıcı oldu. Çamaşır yıkamak gerçekten çok büyük bir iş gibi geliyordu. Kıyafetsizlikten makineyi ağzına kadar doldurup yıkıyorduk mecburen ama makine yıkama işini bitirdikten sonra çamaşırları çıkartıp asmaya üşendiğimiz için çamaşır makinesinin içinde bir kokuşmuşluk çamaşırlarımızı iğrenç kokutuyordu.Çamaşır sepeti de almadığımız için iş iyice can sıkıcı bir haldeydi. O haldeki çamaşırları giymek zorunda kaldığınız zaman, ahh anne! diyerek birşeyler yapmanız gerektiğini anlıyosunuz.

Ara sıra yemek yapmak zorunda olduğumuzda mutfakdaki bulaşık dağlarına giriyorduk. Oda pek bir can sıkıcıydı ki sormayın. Ara sıra evi temizleyelim hadi diye laflar söylesekte bunların çoğu boşa gidiyordu. Çok sık hastalık ve halsizlik durumları ile karşı karşıya kalmaya başlamıştık. Yine kıyafetsiz kalmaya başlayınca anladım ki bu şekilde hayat geçmiyor artık birşeyler yapmak şart. Odamı topladım biraz temizlik yaptım evi ev haline getirmek için hep birlikte hareket ederek bir şeylere çeki düzen vermeye başladık. Su, internet kesilmeden faturayı ödedik. Ütü yaptık. Ara sıra ev yine kötüye gitsede artık ilk zamanlar ki gibi değil. Bugün gidip çamaşır sepeti bile aldım. Git gide bu bekarlık işine alışıyorum. Siz siz olun çok heves etmeyin böyle şeylere. Yapmak zorundaysanız da üşengeç olmayın ! Sonra sonra anlamayın arkadaşlar.

4 Kişi bu yazıyı beğendi.

adobe ne yaptın be olum ?

cs5

Bildiğimiz gibi geçen günlerde Adobe CS5 hakkında tanıtım videolarını yayınladı. İşyerine bomba gibi düşen CS5 muhabbetlerinden sonra izlemesem meraktan nefes alamazdım. Hemen izleyeyim dedim kendime. Photoshop’a yeni eklenen özellikleri görünce o eskiden söylediğim EN İYİSİ CS2 abi dediğim günleri şöyle bir gözümden geçirdim de Adobe bana bu sözlerimi şahane şekilde geri aldırdı diyebilirim. Sorunlu CS3 after’ından kurtulmak için CS4 e geçmiştim CS4 de keyfim yerinde derken CS5 in videolarını görünce heycandan titrer oldum.

En çok ses getiren özellikleri şüphesiz, Content-Aware Fill, gelişmiş puppet tool ve yeni boyama fırçaları olacak photoshopda ayrıca şu 3D harf olayı da harika olmuş çok büyük eksikti. Artık C4D de kasmadan rahatça 3D harfler yapabileceğiz. 64 bit sayesinde nihayet tam performans çalışabileceğiz

ANCAK !!!!!

İşlerin bu kadar kolaylaşmas piyasada ben bu işi biliyorum diyen kişinin çoğalmasına ve doğal olarakta maaşların düşmesine sebep olacak. Aslında biz bunları bir şekilde yapıyoruz sen en iyisi bunları bu kadar kolay hale getirme adobe diyeceğim ama dilim varmıyor. Sen bildiğini yap en iyisi. Bundan 5 yıl sonra işler ne kadar kolaylaşır düşünmek bile istemiyorum.

ay sonuna yetişmek

wallets12Ay sonunun gelmesiyle cepteki paralarda suyunu çekti doğal olarak. Cüzdanımda tam olarak ne kadar param olduğunu bilmiyorum. Sanıyorum 20 lira kadar kağıt 4 – 5 lira kadar da bozuk param var. Cüzdanıma bakmamamın ise sebebi var.  Ne kadar para olduğunu bildiğim zaman para harcama huyum tetikleniyor, para harcayasım geliyor ve paramı bitiriyorum. bu yeni geliştirdiğim taktik ise çok işe yarıyor. Cüzdanımda hiç para olmadığını var sayıp ona göre hareket ediyorum. böylece ay sonu geldiğinde hala param kalmış oluyor. Yavaş yavaş alışıyorum geçinmeye ilk aylarda 15 inde param bitiyordu :D Şimdi ay sonuna 20 tl param kalmış eğer bu ay günü geçmiş faturaları ödediğimi de hesaba katarsak büyük gelişme var BÜYÜK !

1 Kişi bu yazıyı beğendi.
 
image
image
 

Twitter

Follow @asilbalaban (47 followers)
 
 

Flickr’den Son Resimler

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
 
 

Alexa’da Asilblog

27.8.09 - 12,314,767
27.8.09 - 10,361,640
30.8.09 - 7,966,344
01.9.09 - 8,935,067
05.9.09 - 7,438,133
12.9.09 - 5,484,499
19.9.09 - 5,157,079
25.9.09 - 4,395,617
6.10.09 - 4,025,378
11.10.09 - 3,734,125
13.10.09 - 3,572,392
03.11.09 - 3,301,227
15.10.09 - 3,580,429
18.10.09 - 3,585,024
23.10.09 - 3,618,303
25.10.09 - 3,624,801
17.11.09 - 2,997,438
03.01.10 - 2,981,682
10.01.10 - 3,294,238
03.06.10 - 2,836,483
18.06.10 - 1,983,468
23.06.10 - 1,819,356
01.07.10 - 1,596,673
Alexa'da Asilblog