Yine insan oldum.

Saçlarımı istediğim kadar uzattığımda genelde durumlar zıvanadan çıkar gidip bir “düzelttirmek” gerekir. Bugünde olan buydu saçımı “düzelttirmeye” gittim ve eski uzunluğunun yarısı halini aldı. Şimdi istediğim uzunluğa erişmesi için 3 ay daha beklemem gerekecek, arkasından bir “düzeltme” operasyonu yine bu duruma döneceğim. :D

Normalde saçlarım istediğimden kısa olunca baya bir sinir olurdum kesen adama, ancak bu sefer sinir olmadım, çünkü beğendim. Uzun zamandır mağara adamı gibiydim, şimdi saçı sakalı kesince insana döndüm. Kendimi sakalsız görmeyeli baya olmuştu, şimdi aynaya bakınca neye benzediğimi hatırladım. Saçlarımı kesen burhan beye buradan tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

Nazilli hakkında spoiler # 2

Akşam postasında artık hava sıcak değildi. Güzel bir esinti eşliğinde kültür merkezinin olduğu tarafa doğru gittik. Ev arkadaşım bana nazilli’nin meşhur kar helvasından yedireceğini söyledi ve kar helvası yemek için bir parka gittik. Kar helvasını, sahillerde satılan karlama, buzlaş gibi şeylerin  orjinali olarak tanımlayabilirim. Yerken yapan kişiden nasıl yapıldığı konusunda bilgi aldım. Bozdoğandaki Madran dağındaki karlar kışın köylüler tarafından toplanım 50 – 60 kiloluk çuvallara doldurulor ve yazın erimemesi için 20 – 30 metre derinliğindeki kuyulara konuyor. Kuyunun ağzı bir bitki ile kapatıldıktan sonra keçe ile kaplanıyor böylelikle toprağın altında kalan çuvallar tüm yaz boyunca kar olarak kalabiliyor. Hergün sabah kar helvası yapan kişiler için bir kişi birer çuval kar getiriyor. Vişne şurubu ile karıştıran kar müşteriye su bardağı, çay tabağı ve kaşık ile servis ediliyor. Bittikten sonra ise bir bardak soğuk su içip rahatlıyorsunuz. Eskiden pekmez ile yapılan kar helvası yazın pekmez ağır geleceği için bu şekilde yapılıyormuş. Ne zamandan beri yapıldığını sorduğumda tam bir tarih öğrenemedim. İlk olarak Bizans dönemine dayandığı söyleniyor, net olarakta 50 yıldır Nazillide yapılıyormuş. Güzel bir akşam serinliğinin bedeli ise sadece 1 lira.

Kar helvalarımızı yedikten sonra bir çaybahçesine oturduk. İlk defa internete orada erişebildim ve asilblog’a saldırı yapıldığını fark ettim. Normalde yazılarımı orada yayınlayacaktım ancak siteyi kurtarmakla uğraştığım için yazılarımı biraz ertelemek zorunda kaldım. Siteyi kurtardıktan sonra kalkıp eve döndük. Güzel bir gündü yarın nazilli gezime devam edeceğim. Yarın akşamda pazartesi günü keloğlan sezon 2 bölüm 18′i bitirmek için ankaraya dönüyorum.

Resimleri görmek için buradan

1 Kişi bu yazıyı beğendi.

Nazilli hakkında spoiler

Nazilli’nin Antalyayı aratmayan bir sıcağı var, Nem çok olmadığından kan ter içinde kalmıyorsunuz ancak sıcak sizi kavuruyor. Nazillideki ilk günümde sıcakla birlikte gezerken ilk gördüklerimden biri tren garı oldu. Şansıma bugün ulaştırma bakanı Nazilliye geliyormuş. Büyük bir hengame kırmızı halilar, ses sistemleri, protokol koltukları ile uğraşan bir ton insan. Aradan sıvışıp birkaç fotoğraf çekelim dedik. İlk olarak tren önünde fotoğraf çektik arkasından tahtadan yapılmış bir çatısı olan yükleme hangarına girdik. Görevli hoşgörüyle fotoğraf çekmemize izin verdi. İçerde fotoğraf çektikten sonra gezmeye ve fotoğraf çekmeye devam ettik. Çarşı pazar, eifel kulesi derken yorulmaya başladık, uğur mumcu parkına oturup nazilli’ini meşhur madran gazozundan içtik, tost yedik. Kalkıp yürürken yanımda kıyafet getirmediğimden iki tane tshirt aldım, fiyatlar İstanbula göre pahalı Ankara ve Antalyaya göre normaldi. Nazillide sabah postası bu şekildeydi. Akşam tekrar dışarı çıkacağız. Fotoğrafları yakında yayınlayacağım.

Nazillide ilk hissettiklerim.

Derin ve rahat olmayan bir uykudan geldik nidaları ile uyandırıldıktan sonra, çevreme baktım şirin bir şehirdeyiz. Hemen otobüsteki yaşam üçgenimize yaydığımız eşyaları toplamaya başladık ve indik. Çevremize biraz bakındıktan sonra ev arkadaşımın babası bizi buldu. Arabaya bindik ve eve doğru yol alırken çevremi inceliyordum. Farklı bir şehirde olduğunuzda çevrede hiçbir şey tanıdık gelmediğinden hemen başka bir yerde olduğunuzu anlarsınız. Bu ilk günlerde ilginç ve güzel bir duygudur..

Ben Ankaraya yeni taşındığım için ve Ankara’da çok küçük bir şehir olmadığı için ne zaman iş dışında bir yere gitsem çevrem yabancı geldiği için kendimi hala Ankaradaymış gibi hissettim derken eve geldik güzel bir kahvaltı duş beni kendime getirdi. Şimdi biraz gezip, terleyip, yeni şeyler görmeye gidiyorum….

Son Dakika: Nazilli yolculuğu

nazilli Beni uzun zamandır tanıyanlar, garip son dakika kararlarımın olduğunu bilirler. Normalde bu hafta sonu içinyaptığım plan, erkenden yatıp cumartesi günü öğlen uyanmaktı. Bu plan sayesinde son zamanlarda hat safada olan kalp çarpıntılarımı ve yorgunluğumu ortadan kaldıracaktım, çok güzel bir plandı vucut ve akıl sağlığım için olması gereken buydu. Ancak ev arkadaşımın Nazilliye gittiğini öğrendim, hemen arkasından bana sende gel teklifinde bulundu. Önce, muhteşem hafta sonu planımı bozmamak için red ettim. Ancak sonra düşündüm ki; Daha önce hiç gitmediğim bir yer, yeni insanlarla tanışma fırsatı, yeni deneyimler ve beleşten yazılabilecek bir sürü blog yazısı. Bu fırsatı geri çevirmek istemedim. Ne zaman bir yere gitsem yeni şeyler gördüğüm için, hemen bunlarla ilgili blog yazabiliyorum bu sayede ne yazsam düşüncesi olmuyor.. Bu etkenide göz önünde bulundurarak Nazilliye gitmeye karar verdim. Otobüs bileti ayarlamak gibi bir sorunumuz vardı. Aynı gün gideceğimiz için yer bulma konusunda sorun yaşıyorduk, daha doğrusu ev arkadaşım biletini zaten almıştı ancak beraber gitmedikten sonra o kadar yol çok anlamsız olacaktı :D Onun biletini iptal edip başka bir yerde iki tane bilet alacaktık. İnternette onun gideceği otobüs dolu gözüküyordu, biraz bilet baktıktan sonra bileti açığa almak için aradık ofisi ve gördük ki otobüste bir kişilik daha boş yer varmış. Üstelik tek boş koltukta ev arkadaşımın yanı. (Şans diye buna derim ben) Ofise gittik sistem göçmüştü 15 dakika bekledikten sonra biletimi alabildim. Aslında pazartesi gününe bolüm yetiştirmem gerektiği için hafta sonu mesai yapmam gerekiyordu ancak düşünmeden biletimi aldım ve bencillik yaptım ve pişman olmayacağımı biliyor gibiyim… Yaşasın son dakika kararları yaşasın bencillik.

Bugün yazı yazamadım çünkü…

Bugün internetin kesilmesiyle, internet faturasını 2 aydır ödemediğimizi öğrendik. Gittik yatırdık internet yeni geldi, bu nedenle yazı yazamadım. yazı yerine kapı önünde ev arkadaşımla yaptığımız duygu yüklü konuşmaları yayınlayarak kendimi affediyorum…

Kapıyı kapar kapamaz anahtarı unuttuğunu anlamanın verdiği mutluluk. PAHA BİÇİLEMEZ…

 
image
image
 

Twitter

Follow @asilbalaban (42 followers)
 
 

Flickr’den Son Resimler

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
 
 

Alexa’da Asilblog

27.8.09 - 12,314,767
27.8.09 - 10,361,640
30.8.09 - 7,966,344
01.9.09 - 8,935,067
05.9.09 - 7,438,133
12.9.09 - 5,484,499
19.9.09 - 5,157,079
25.9.09 - 4,395,617
6.10.09 - 4,025,378
11.10.09 - 3,734,125
13.10.09 - 3,572,392
03.11.09 - 3,301,227
15.10.09 - 3,580,429
18.10.09 - 3,585,024
23.10.09 - 3,618,303
25.10.09 - 3,624,801
17.11.09 - 2,997,438
03.01.10 - 2,981,682
10.01.10 - 3,294,238
03.06.10 - 2,836,483
18.06.10 - 1,983,468
23.06.10 - 1,819,356
01.07.10 - 1,596,673
Alexa'da Asilblog