Beyin donuyor, şuur kapanıyor…
- Tarih: 24-12-2009
- ( 1 ) Yorum Yazilmis
- |
Blog takipçilerimin bildiği gibi Ankaraya taşındım. (takipçi olmayanlar; ben Ankaraya taşındım) Ankara’nın nesi meşurdur bilmiyorum ama soğuk havası meşhurdur herhalde. Antalya gibi 3 gün kış yaşanan bir şehirden buraya göçünce Türkiye de kış mevsiminin var olabildiğini gördüm. Burada ellerinizi cebinizden çıkarmak enayilik olarak nitelendirilebilecek bir olay. Yürürken nefes alınca nefes borunuzdan geçen soğuk havayı çok gerçek bir şekilde hissediyorsunuz. Elleriniz cebinizde oluyor demiştim ama o ellerin cepte olması ile bitmiyor olay, çünkü acıtan bir yanma oluyor ellerinizde. Uzun süre yürüyünce derinizi hissedemiyorsunuz, sabah kalktığınız zaman daha önce görmediğiniz hava olayları ile karşılaşabiliyorsunuz.
İşin gerçek kısmını geçelim biraz da saçma kısımlarından bahsedelim. Soğuk olunca insanların beyni donuyor olacak ki herkes sürekli birbirini hava konusunda bilgilendiriyor. Mesela dışardan içeri girme durumunda; “dışarsı çok soğuk.” şeklinde bir cümle karşınızdaki kişiden ilk duyacağınız şey olabilir. Sizde o sırada pencerenin önünde yerdeki buzlara bakıp dışarda tropikal bir iklimin olduğunu zannediyorsunuzdur muhtemelen. Bu soğuk muhabbeti genelde eve bağlanır ki o da şu şekilde oluyor;
-Sizine ev nasıl, sıcak oluyor mu ?
-Eh işte ılık gibi.
-Bu durumda karşıdan gelen tepki kelimesi kelimesine şudur;
-HMM kaçıncı kattasınız ki ?
-Zemin kattayız.
-Eee, tabi siz en alt katta olduğunuzdan zeminden soğuk yiyosunuz alt katta en azından bi alt ev olsa ….
Alt katta ev olsa oranın sıcağı bize de etki eder bizde ısınırız bilmem ne! Sanki biz bilmiyoruz bunu. Yada havanın soğuk olduğunu. Ne kadar sabitlenmiş, stabil bir konuşmadır bu ya. Gerçi suçlamamak lazım, 4 dakka sonra şuur kapanıyor… Beyin donuyor… Soğuk yahu Soğuk !!!
Nerde o eski bayramlar
- Tarih: 29-11-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Bayramı After Effects başında geçirmek istemediğim için Antalya’ya evime, minik yuvama dönme kararı aldım, Bilet bulursam giderim dedim ve bunu dedikten 5 saat sonra bi baktım yolun büyük bir kısmını bitirmişim. Daha sonra bayram başladı. Annemler çalıştığı için bayramın ilk günü bizim için mayışma günüydü. İkinci gün ise akrabaları gezmeye başladık. Sırayla sorulan sorular ve her üç dakikada bir yaşanan 15 saniye sessizlik bu bayramın en muhteşem olaylarıydı sanırım. Bir de baklava olayı var. Bayramda her evde baklava olması insanı bayram kültüründen soğutuyor biraz. :/ bir de yemezseniz trip atılıyor ya o yüzden tadımlık aldığınız baklavalara bir not veriyorsunuz içinizden. Çok şuruplu, az şuruplu falan. Ağzınızdayken baklava olmadığını hayal edip mutlu olmaya, yaşamınızı devam ettirmeye çalışabilirsiniz 20 ev gezdikten sonra. Bayramlar güzel şeyler, en azından boşu boşuna tatil yapıyorsunuz… iyi bayramlar
3G mi alsam ?
- Tarih: 29-11-2009
- ( 1 ) Yorum Yazilmis
- |
İnternetsiz olunca hayat tarzımdan uzaklaştığımı söylemiştim. Eve internet bağlatmak çok mu zor peki ? Hayır değil, ama gel gör ki bazı sorunlar çıkabiliyor. Eve internet bağlatma fikri ilk taşındığım andan beri var kafamda. Öyle ki farklı internet çözümlerini uzun uzun düşündük ev arkadaşlarımla, en sonunda evimizin civarında süperonline fiber internet bulunmadığından uydu net bağlatmaya karar verdik böylece kablo tv indiriminden de faydalanacaktık. Ama daha sonra ortaya bir ikametgah problemi çıktı üçümüzde göçmen hayatı yaşadığımız için ikametgahlarımız bambaşka şehirlerdeydi ve eve internet bağlatamıyorduk. Sonra bağlatıcaz dedik ve kalıverdi. Gel zaman git zaman diğer iki ev arkadaşım evde internet olmamasını umursamaya başladılar çünkü onlar alışmışlardı internetsizliğe işyerinde bir kez maillerini kontrol etmeleri onlara fazlasıyla yetiyor gibi gözüküyordu. Bende kendi kendime internetsiz ne yaparım diye düşünürken birden aklıma 3g geliverdi. Sonra 3gyi araştırmaya başladım ve aslında çokda akıl karı bir şey olmadığını gördüm. Şöyle ki ;
-Başvurmak istediğiniz zaman 12 aydan aşağı başvuramıyorsunuz. Eğer 1 ay kullanıp çıkıcam derseniz 12 ayın parasını ödemek zorundasınız.
-Adamlar size 1GB – 6GB arası saçma kotalar koyuyorlar
-İnternet hızının sabit garantisi yok. Hiç çekmese bile parasını ödemek zorundasınız.
-Memnun kalmadığınız taktirde cihazı satma şansınız yok.
-Adil kullanım adı altında hızınızı düşürebiliyorlar.
Mesela ben aldım cihazı çok yavaş ve işimi görmüyor tamam kullanmıyorum desemde 1 yıl parası ödemek zorundayım. Yada aldım memnunum eğer 1gb lık tarifeden 2gblık tarifeye geçmek istersem önce bütün bir yılın parasını ödeyip sonra tarifemi değiştirebiliyorum yani param boşuna yanıyor.
Bu yapılan şey tamamen kendi verdikleri hizmete güvenmediklerinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Eğer her daim istikrarlı ve düzenli bir şekilde çalışıcak olsa aylık taahhütname imzalatırlardı diyorum. 2mbit sınırsız alabileceğim bir paraya hızı belirsiz 1gb kotalı bir internet sabihi olmak istemiyorum ama eğer bir care bulamazsam el mahkum olacak sanırım.
DİPNot: Bir önce ki yazıda bu yazıya verilmiş bir link görmeniz ve bu düşüncelerin diğer yazının sonuna eklenmemiş olmasının sebebi asil’in blogda varyasyon yapma çabasından kaynaklanmamaktadır. Bunun nedeni 3G ile ilgili olan düşüncelerimi kişisel bir yazının sonuna eklemeyi istemememdir.
Şehirlerarası çığırtgan terörü
- Tarih: 29-11-2009
- ( 6 ) Yorum Yazilmis
- |
Valla bu çığırtgan ismini ben takmadım. Çok saygı duyduğum mesleklerden birisiydi ismini yeni öğrendim. A.Ş.T.İ. (Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi) de takılırken ara sıra yapılan anonslardan bir tanesi öğretti bana bu mesleğin adını. “Lütfen çığırtganlardan bilet almayınız gibisinden” bir şeydi bu anons. Bu arada canım sıkıldıkça AŞTİ’ye gidip takılıyormuşum gibi bir giriş oldu ama öyle bir şey yok, ayda iki kez yolum düşüveriyor sadece…
Bir yere seyahat edecekseniz ve bir aile sahibiyseniz, aileniz hemen telaşa kapılır. Aman oğlum biletini al valla bulamazsın gidemezsin falan filan. Halbükü öyle bişey yok artık. Sanıyorum ki bu eskiden çok az otobüs firması ve araba olduğundan dolayı geçmişten günümüze kalan bir şey. Çünkü nerdeyse her saat başı her şehre araba gidiyor
En azından benim yolum düşen şehirlere. Bu sefer Antalya’ya gitme fikri kafamda bir anda oluşuverdi. Gittim AŞTİ’ye 4 yere sordum 4’ü de akşam sekiz ila 10 arasında saatler verdi 5. Yerde ise şimdi kalkıyor şeklinde bir tepki aldım. Bindim geldim. Bilet almak istedim ama adamlar bana bilet satmadı. Direk olarak otobüse gönderdiler otobüs şöförü benden 30 lira aldıktan sonra ne isim ne soyisim sordu direk olarak otogara teslim etti beni. Peki ama güvenlik gereği…
DY #0000008
- Tarih: 31-10-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |

Deney7: Deney7′de sonucu değiştirme çabamız boşa gitti ve Nazlı kazandı. Üzüldük biraz ama hemencecik geçiverdi… Çünkü olay bitti, kapandı ikiside unutuldu bir anda… Böyle bir yarışmaya katılmış ve binlerce insana ulaşmışken böyle pasif kalmak çok ters geliyor bana. İnsan bir blog açar kitleyi canlı tutmaya çalışır. Hakan Duran isimli katılımcı elenmesine rağmen yarışmanın adını kullanarak güzel bir proje başlatmıştı. Ancak o da yeni video eklemeyince tadı kaçıverdi. Ayrıca Microsoft’un da yarışma sonucunu çok geç açıkladığını ve ödül kazananları neden hala açıklamadığını merak etmeden duramıyorum. Böyle şeyler sıcağı sıcağına açıklanmalı diye düşünüyorum…
Yeni güç kaynağımdan memnunum: Yeni aldığım “THERMALTAKE 650 WATT TOUGHPOWER QFAN GÜÇ KAYNAĞI (TAK ÇIKART KABLOLU)” dan çok memnunum bilgisayarımın performansı gözle görülür şekilde arttı. Aslında bu güç kaynağını tercih etmemin sebebi kullanmayacağım kabloları takmayıp boşa kablo kalabalığı yaratmamaktı. Ama kablolar takılınca eskisinden daha kalabalık oldu. Çünkü zaten neredeyse bütün kabloları kullanmanız gerekiyor. 20Lira daha ucuza 700W sabit kablolu ocz alabilirdim… Artık PC ile ilgili tek eksiğim sağlam soğutmalı bir kasa ve bir işlemci soğutucusu.
Dual Screen Elimde patladı: Dual screen kullandığım bilgisayarıma satış görevlisinin gazıyla Samsung 2233SN+ alınca Samsung 2233SN ile arasında çok renk farkı oldu ve tam anlamıyla bir dual screen görüntüsü yakalayamadım. Hangisi daha iyi derseniz 2233SN+ daha iyi derim ancak ikisini aynı anda kullanmayın.Ben de yeni aldığım monitörü iade ettim..
TVKartı Keyfi: Bu deneme yanılma, ağırlıklı olarak bilgisayarımla ilgili oldu. Bu başlık da yine bilgisayarımla ilgili. Yetersiz güç kaynağı nedeniyle kullanamadığım TV kartımı aktif hale getirdim… Artık haberleri ve belgeselleri izleyebiliyorum. Hatta kaydediyorum. TV kartı alma düşünceniz varsa ve bilgisayarda durmaktan haberleri izleyemiyorsanız, düşünmeyin alın !
29 Ekim
- Tarih: 30-10-2009
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Bu tarihin pek çoğumuz için zorunlu bir ifadesi vardır. Zorunlu derken şunu anlatmak istiyorum; okula adımımızı attığımız ilk günden bu yana bu bayramın önemi yansıtılır. Cumhuriyetin kuruluşu, özgürlüğümüzün kazanılışı. O kadar çok dinlemişizdir ki bunları, önemli olduğunu varsayarız ancak öneminin farkında mıyız?
Bu sene cumhuriyetimizin 86. Yılı ve 86 yılın sonunda milletimizin ne kadar ilerlediğini görmemiz mümkün. Ben dahil, jenerasyonumuza sorun, hepsi Atatürk’çüdür. Biz Atatürk’ü arka sıralarında resim yaptığımız sınıflardan tanıyoruz ama olsun, Atatürk’ün Nutuk’unu okumadık ama olsun, gençliğe hitabeyi ezberlemiştik de unuttuk olsun, inklaplarının kaç tane olduğundan bile emin değiliz ama olsun halkçılık var milliyetçilik var, haberler bize çok iç karartıcı gelir pek izleyemeyiz ama olsun neler olup bitiyor sohbet arasında öğreniriz, gazete almayız o alışkanlığı da edinemedik, kitap aslında okurduk ama pek vaktimiz olmuyor, dizi izlemeyi tercih ederiz daha çok (bu arada Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış duydunuz mu?*), kimimiz rock’çıyız kimimiz emo’yuz rapçiyiz ama olsun batılı devletlerin seviyesine geliyoruz işte, bu arada bizim gibi Atatürk’çü olmayanlar da var, bir ekip kendine PKK diyor kürt onlar ama olsun, demokratik açılım oldu hepsi suçsuzmuş, bir iki asker öldü ama olsun, ha bir de dinciler var birkaç tane, onlar laik değillermiş ama olsun, bu arada iktidarda da var onlardan ama olsun biz demokratiğiz kendi kendimizi yönetiyoruz. İngilizce’den bol bol dilimize kelime kattık türkçenin özü kayboluyor ama olsun dil böyle zenginleşir. Memleketimizde herkesin işi yok ama olsun olanlar yeter. Kiminin çeşit çeşit arabaları var kiminin yiyecek ekmeği yok ama napalım, kader işte. Eğitimden bahsetmeyi de unutmamak gerek, hepimiz okumuyoruz ama olsun okumayanlarımız çalışıyor, okuyanlarımız okullarını pek sevmiyorlar, başarılı olanlar yurtdışına gitmeyi tercih ediyor. Yurtdışı demişken, yurtdışındaki doktorlar, müzisyenler kısacası yurtdışında olanlar daha bir makbul bizde, ee eğitim farkı var tabi, ama olsun parası olan gidiyor sonuçta. Bu arada ülkemizde hergün onlarca insan oluyor, ama biz bir tane katil bulduk Cem Gariboğlu diye, onu da ihmal etmedik, hapishaneden açık lise okutuyoruz ona. Bütün polis güçlerini kullandık onu bulmak için, diğer cinayetleri rafa kaldırdık ama olsun içimiz böyle rahatladı. Bu arada politik görüşlerimiz de var. Var ama gidip oy kullanamıyoruz bir türlü, işimiz oluyor o ara, canımız istemiyor. Eh bu konulara pek ilgi duyamıyoruz, malum vaktimiz yok çünkü ne çok çalıştığımızdan, ne çok yorulduğumuzdan bahsederken bütün vaktimizi harcayıveriyoruz, ne çalışmaya vakit kalıyor ne yorulmaya. Ne düşünmeye vakit kalıyor ne konuşmaya. Özgürlüğe vaktimiz kalmıyor. Bizler Atatürk’çüyüz de, bunun ne olduğunu merak edip, açıp bakmaya vaktimiz kalmıyor, olmuyor.
Atatürk’ün kanla ve terle kurduğu cumhuriyeti 86 yıldır yok edememişizdir. Ama bu bizim bu cumhuriyete sahip çıktığımız anlamına gelmez, bu sadece Atatürk’ün dehasını gösterir. Atatürk’çülük Atatürk’ün emeklerinin parçalanışını seğretmeye mazeret değildir. 29 Ekim gününün önemli olduğuna inanmak değil, bu önemi öğrenmek, bilmek, düşünmek lazımdır. Kürdü, genci, yaşlısı, sağcısı, solcusu, rapçisi, emosu kendi derdini savunabilir, ama 29 Ekim Türklüğü savunma günüdür, ve bu heyecanı hissetmeyi gerektirir. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.
Not: Eleştrilerim ilk önce kendime karşıdır.
*Bir arkadaşımın arkadaşının birebir şahit olduğu bir konuşmadır. Şaka amaçlı mı ciddi mi sarfedilmiştir bilemem.














