Eurovision 2010
- Tarih: 30-05-2010
- ( 1 ) Yorum Yazilmis
- |
Eurovision’un bir müzik yarışması olduğunu düşünmediğimden oturup pek bakmam, ama bu yıl eurovision 2010 finallerini izledim. Genel olarak beğendiğim bir ülke olduğunu söyleyemeyeceğim. İzlerken bir tek Almanya fena değil bizimkilerde iyi demiştim. Bence diğer ülkelere bakıldığında birinciliği Manga hak ediyordu diyorum. Diğer ülkelere bok atmak gibi olmasın ama yarışmaya katılan müziklerin her biri çok tanıdık geldi bana sanki daha önceden dinlemişim yada piyasada çalan müziklermiş gibilerdi. Birtek farklı birşeyler dinlediğimi Almanya ve Türkiye’de fark edebildim. Sonuç olarakta Almanya 1. Türkiye 2. oldu zaten. Eurovision yarışması en baştan beri ülkelerin birbirlerini yağlayıp bağladığı bir yarışma oldu bana göre, zaten sunucuda sürekli şu ülkeden puan almamız zor şu ülke bize hiç puan vermiyor diye söylenip duruyordu. Madem müzik söz konusu yıllardır hiç mi beğenmediniz muziğimizi ?
Almanya’nın eurovision parçası
Lena Meyer – Satellite
Türkiyenin eurovision parçası
maNga – We could be the same
o samimiyetsizlik var ya…
- Tarih: 29-05-2010
- ( 9 ) Yorum Yazilmis
- |
İlişki bittikten sonra arkadaş kalma kararları falan alınır daha sonra göstermelik 3-5 bişey konuşulur arkasında muhabbet tamamen kesilir ve uzaktan bir takip başlar ya, aradan uzun zaman geçer aradaki buzlar biraz erir MSN den sohbet falan edersiniz hani. Naber nasılsın ? İyi sen nasılsın iyi böyle böyle şöyle şöyle. Daha sonra muhabbet biter aslında söylenicek binbir şey varken siz söyleyeceklerinizi 300 kez tartar sonra da söylememe kararı alırsınız. Konuşucak çok şey vardır ama konuşmazsınız. Konuşacak bir şey yok durumu olur işte o çok komik geliyor bana
Bugün msn de takılma kararı aldım Eski kız arkadaşlarımdan biriyle rahatça konuştuk biraz arkasından sınıf arkadaşlarımla konuştuk. Ne güzeldi ama eski kız arkadaşla bu kadar rahat konuşmak için aradan 2 yıl geçmesi mi gerekiyordu bunu da merak etmedim değil yani. Kısacası ben diyorum ki rahat olmak lazım…
lost bitti
- Tarih: 25-05-2010
- ( 1 ) Yorum Yazilmis
- |
Lost’daki onca gizem merak ve bilinmeyenin çoğunun hiç bir yere bağlanmaması bağlananlarında sinir bozucu bir şekilde anlamsız olması herkes gibi benimde sinirlerimi bozdu. Keşke diziyi yarım bıraksalardı bile dedim kendime. Dizinin ilk 2 sezonunu izlediğim zaman bundan çok daha iyi bir son bekliyordum. Bu konuda bir çok insan benim gibi düşünüyormuş sözlükten okudum biraz hakkında çok konuşmak istemiyorum. Lost sezon 6 hakkındaki düşüncelerimi dünya ile paylaşmak istedim ve ortaya şöyle birşey çıktı.
Eğer diziye başlamadıysanız başlamanızı önermiyorum. Bizim 6 yıl boyunca öğrenmeye çalıştığımız şeyi şurdaki videodan 3 dakika içinde öğrenebilirsiniz.
İşte bunlarda ekşide yazılanla. Benden bu kadar Lost ile işim bitti
Ayrı eve özenmeyin !
- Tarih: 05-05-2010
- ( 2 ) Yorum Yazilmis
- |
Bu yazı gerek öğrencilik, gerek başka nedenlerle babaevinden uçup kendi evine geçen veya geçecek olan genç yaştaki arkadaşlar için hazırlanmıştır. Diğer bir yönden oğlunun yuvadan uçmasını istemeyen annelerde bu yazıyı çocuklarına göndererek onu caydırmayı deneyebilirler.
Öncelikle ne kadar güzel olursa olsun hiç bir ev, o büyüdüğünüz, akşam “yemek hazır” nidalarının yükseldiği, bazen kavga gürültü ettiğiniz, arkadaşlarınızı getirdiğiniz zaman ananızın babanızın rahatsız olduğu, çamaşırlarınızı kirliye attıktan sonra sihirli bir şekilde ütülenip dolaba yerleştiği, son ödeme günlerinin sizinle bir alakası olmadığı o evin yerini tutamaz. evde olağan dışı durumlar varsa o ayrı tabi.
Herşey üniversiteyi ertelemem ile başladı. Önce fotoğrafçılık yaptım, otelde kalırken keyfim yerindeydi çünkü ben sadece işimi yapıyordum. Geri kalan herşey bir şekilde halloluyordu. Daha sonra fotoğrafçılık sezonu kapandı bende eve döndüm kısa süre sonra. Karşıma çıkan güzel bir fırsatı değerlendirerek Antalya’dan / Cennet’den, Ankara’ya / gerçek dünya’ya taşındım.
Ankara’da bir akraba bulunmayınca haliyle bir ev tutmak şart oldu. Oda tek başıma olamayacağı için işyerinden yeni tanıştığım insanların yanına ev arkadaşı oluverdim.
İlk zamanlar ayrı evin verdiği gaz ile mutluluk içersinde yaşayıp gidiyorduk. Bu mutluluk 3 ayın sonunda suyun kesilmesi ile son buldu. Faturalar bir kenarda duruyordu ama biz onlar ödememiz gerektiğini fark etmemiştik. Daha sonra faturaların ödenmesi gerektiği ortaya çıktı.Neyse ki bu çok da zor bir şey değildi. ( Para varsa tabi )
Ev arkadaşımla ceplerimizi bozukluklara kadar boşaltıp faturaları ödediğimizde gördük ki 10 liralık fatura için 30 lira gecikme 33 lira açma kapama parası falan ödüyoruz. İşte o zaman birşeyler yerine iyice oturdu. Biz işimizi zamanında yapsakta maaşlar her zaman gününde yatmıyordu işyerimizde. Bu nedenle bitmekte olan ayın sonlarına ve gelen ayın ortalarına doğru bir sefalet bir açlık bir sokak çocuğu edasıyla yaşamımızı sürdürüyorduk. Milli yemeğimiz makarna artık can sıkıcı bir hal alsa da arada kendimizi motive ediyorduk tabi.Paramızı idareli kullanmalıydık ama bunu pek iyi başaramıyorduk. Hala daha mükemmel bir şekilde idare edemesekte ilk zamanlar kadar sıkıntılı değil.
Aradan bir süre geçtikten sonra eve alışma ve üşengeçlik durumu başladı. Bu durumda yaşanan şeylerde mutfağı bok götürmesi, camların şeffaflık özelliğini kaybetmesi, çamaşır yıkamama, sabahları farklı çoraplar giyip işe geç kalma durumlarının başlangıcı oldu. Çamaşır yıkamak gerçekten çok büyük bir iş gibi geliyordu. Kıyafetsizlikten makineyi ağzına kadar doldurup yıkıyorduk mecburen ama makine yıkama işini bitirdikten sonra çamaşırları çıkartıp asmaya üşendiğimiz için çamaşır makinesinin içinde bir kokuşmuşluk çamaşırlarımızı iğrenç kokutuyordu.Çamaşır sepeti de almadığımız için iş iyice can sıkıcı bir haldeydi. O haldeki çamaşırları giymek zorunda kaldığınız zaman, ahh anne! diyerek birşeyler yapmanız gerektiğini anlıyosunuz.
Ara sıra yemek yapmak zorunda olduğumuzda mutfakdaki bulaşık dağlarına giriyorduk. Oda pek bir can sıkıcıydı ki sormayın. Ara sıra evi temizleyelim hadi diye laflar söylesekte bunların çoğu boşa gidiyordu. Çok sık hastalık ve halsizlik durumları ile karşı karşıya kalmaya başlamıştık. Yine kıyafetsiz kalmaya başlayınca anladım ki bu şekilde hayat geçmiyor artık birşeyler yapmak şart. Odamı topladım biraz temizlik yaptım evi ev haline getirmek için hep birlikte hareket ederek bir şeylere çeki düzen vermeye başladık. Su, internet kesilmeden faturayı ödedik. Ütü yaptık. Ara sıra ev yine kötüye gitsede artık ilk zamanlar ki gibi değil. Bugün gidip çamaşır sepeti bile aldım. Git gide bu bekarlık işine alışıyorum. Siz siz olun çok heves etmeyin böyle şeylere. Yapmak zorundaysanız da üşengeç olmayın ! Sonra sonra anlamayın arkadaşlar.
adobe ne yaptın be olum ?
- Tarih: 29-04-2010
- ( 2 ) Yorum Yazilmis
- |
Bildiğimiz gibi geçen günlerde Adobe CS5 hakkında tanıtım videolarını yayınladı. İşyerine bomba gibi düşen CS5 muhabbetlerinden sonra izlemesem meraktan nefes alamazdım. Hemen izleyeyim dedim kendime. Photoshop’a yeni eklenen özellikleri görünce o eskiden söylediğim EN İYİSİ CS2 abi dediğim günleri şöyle bir gözümden geçirdim de Adobe bana bu sözlerimi şahane şekilde geri aldırdı diyebilirim. Sorunlu CS3 after’ından kurtulmak için CS4 e geçmiştim CS4 de keyfim yerinde derken CS5 in videolarını görünce heycandan titrer oldum.
En çok ses getiren özellikleri şüphesiz, Content-Aware Fill, gelişmiş puppet tool ve yeni boyama fırçaları olacak photoshopda ayrıca şu 3D harf olayı da harika olmuş çok büyük eksikti. Artık C4D de kasmadan rahatça 3D harfler yapabileceğiz. 64 bit sayesinde nihayet tam performans çalışabileceğiz
ANCAK !!!!!
İşlerin bu kadar kolaylaşmas piyasada ben bu işi biliyorum diyen kişinin çoğalmasına ve doğal olarakta maaşların düşmesine sebep olacak. Aslında biz bunları bir şekilde yapıyoruz sen en iyisi bunları bu kadar kolay hale getirme adobe diyeceğim ama dilim varmıyor. Sen bildiğini yap en iyisi. Bundan 5 yıl sonra işler ne kadar kolaylaşır düşünmek bile istemiyorum.
memleketimden fiyat manzaraları
- Tarih: 29-04-2010
- ( 0 ) Yorum Yazilmis
- |
Uzun bir zamandır SLR fotoğraf makinesi almak istiyorum. İşyerinde de benim gibi almak isteyen arkadaşlar çıkınca istemeden de olsa uluslar arası fiyat araştırmasına girdik. Sonuçlar insana neden Türkiye de yaşıyoruz ? Sorusunu sorduracak şekildeydi tabikide. Yüksek kar ve yüksek gümrük tutarları nedeniyle Türkiyeden elektronik ürün almak pek zekice bir hareket olmuyor günümüzde burda 2.400 ytl civarı bir satılan DSLR fotoğraf makinesini Çin de 800 liraya almak mümkün. Bunu öğrendikten büyük bir hayal kırıklığına uğradım, aynı hayal kırıklığını 450$ lık ipad’in Türkiyede 2000 lira civarında satıldığını görünce de yaşamıştım. Sonra fotoğraf makinesi alma işini biraz erteledim ve uzun zamandır almak istediğim Macbook için derin araştırmalara girdim. Araştırmaya Apple Store dan başladım ve sonuçları ortaya koyuyorum.
ürün özellikleri:
Macbook Pro
- 2.53GHz Intel Core i5
- 4GB 1066MHz DDR3 SDRAM – 2X2GB
- 500GB Serial ATA Drive @ 5400 rpm
- SuperDrive 8x (DVD±R DL/DVD±RW/CD-RW)
- MacBook Pro 17-inch Hi-Resolution Glossy Widescreen Display
- Backlit Keyboard (English) & User’s Guide
Apple Store Fiyatı: $2,299.00
Elmacıpazari Fiyatı: 3369 usd – fiyat daha yüksek olmasına rağmen i5 işlemci değil coreduo işlemci veriyorlar yanında.
Daha pahalı olması bir yana standart i5 işlemcili bir Macbook Pro sahibi olmanız malesef mümkün değil. Çünkü kendi kafalarına göre bir paket yapmışlar size sadece bunu satıyorlar. Burdaki fiyat farkı 1000$ civarı şimdi başka ürünlere bir göz atalım.
Ürün Özellikleri
Mac Pro
- 2 x 2.93GHz Quad-Core Intel Xeon 5500 seri işlemci 8MB L3 ön bellek (işlemci başına)
- 8GB (4 x 2GB DIMM) 1066MHz DDR3 ECC SDRAM
- NVIDIA GeForce GT 120, 512MB GDDR3 bellek,
(dijital çözünürlük 2560 x 1600 piksele kadar
analog çözünürlük 2048 by 1536 piksele kadar) - Mini DisplayPort ve dual-link DVI video çıkış
- 1TB Serial ATA (3Gb/s); 7200 rpm
- 18x SuperDrivet çift katman destekli (DVD±R DL/DVD±RW/CD-RW)
- Bluetooth 2.1 + EDR (Enhanced Data Rate)
- 3 x open full-length PCI Express 2.0 expansion slots with mechanical support for 16-lane cards; 300W combined maximum for all PCI
- Express slots
- 2 bağımsız 10/100/1000BASE-T Ethernet
- 4 x FireWire 800
- 5 x USB 2.0
- kulaklık girişi ve speaker
- Optical digital audio giriş ve çıkış TOSLINK kapısı
- Analog stereo line-level giriş ve çıkış minijack
- Mini DisplayPort to DVI Adapter (opsiyonel) ile DVI çıkış
- Mini DisplayPort to Dual-Link DVI Adapter (opsiyonel) ile dual-link DVI çıkış (ACD 30″ için)
- Mini DisplayPort to VGA Adapter veya DVI to VGA Display Adapter (opsiyonel) ile VGA çıkış
















