Apple piskolojisi

Saat sabah 05:00 benim için hala Pazar olsada artık resmi olarak Pazartesi günündeyiz. İşten eve yeni geldim. 2 gündür sürekli bilgisayar başında oturmuyormuşum gibi yine bilgisayar başındayım. Ama bu biraz daha tatil gibi. Uzanıyorum çünkü. Rahatça koltuğumdan yazıyorum, yanımda kedim kolumla oyun oynuyor, bende dinleniyorum. İşin henüz bitmemesinden kaynaklanan huzursuzlukla beraber aynı zamanda 3-4 saat sonra tekrar mesaiye başlayıp bitirecek olmanında verdiği garip duyguları yaşıyorum…
Son zamanlarda yine yoğun çalışıyorum, eve geldiğimde yazı yazacak piskolojide bulamıyorum kendimi, nihayet zorlada olsa o havaya girmişken defterime yazdığım konuları ele alayım dedim.

Şirkette genel nufus genç ve teknoloji takipçisi olduğundan yeni çıkan şeyler google reader ile eş zamanlı olarak şirkete düşer, konuşulur tartışılır. Zamanında iPad de bunlardan bir tanesiydi. Uzun süre inceledik, baktık, tartıştık ancak bir türlü görme, dokunma, koklama fırsatımız olmamıştı, derken şirkette çalışan birinin tanıdığı bir adet iPadle ziyarete gelince böyle bir fırsat yakalamış olduk. İlk başta olaydan benim pek bir haberim yoktu. Etrafta bir apple kokusu alıyordum ama emin değildim, işimde vardı pek celallenmedim. Daha sonra bana “dışarda iPad var” şeklinde bilgilendirme yapıldı. Hemen çıktım ancak iPad çoktan kalkmıştı. Hemen muhabbete dalıp buralarda iPad varmış gibisinden İpad’i elleme isteğimi belli ettim, sahibi kibarca verdi…
Tahminimden daha küçük, tahminimden daha az havalı, tahminimden daha farklı bir deneyimdi. Biraz kurcaladıktan sonra kendime bir iPad’im olsa çok mu mutlu olurum acaba diye sordum, ama olmam heralde… Sahip olmak istediğim birşey ama sahip olursam kullanırmıyım bilmiyorum. İşte Apple’ın kullanıcıları üzerinde bıraktığı piskoloji böyle birşey.

Yorum Yazsana : )

image
 
image
image